İtalyan çizgi romanı üzerine 8 soru - 8 cevap:
Ülkemizde “çizgi roman” denince akla ilk olarak İtalyan ekolünden çıkmış yayınlar gelir. Amerikan, Fransız-Belçika, Japon ve yerli yapımlarla piyasa ne kadar çeşitlenirse çeşitlensin en çok konuşulan çizgi romanlar çoğunlukla “fumetti” diye adlandırılan İtalyan ekolündendir. Esse Gesse, Sergio Bonelli Editore gibi gruplardan çıkan ve artık klasikleşmiş olanların yanına katılan yeni kahramanlarla büyüyen bu ekol, ülkemizde halen diğerlerinden ayrı bir öneme sahip.
Çizgi romana gönül vermiş senarist, ressam, yazar ve okurlardan oluşan sekiz kişiye; fumetti türünün diğerlerine oranla daha çok tercih edilmesinin nedenleri, tür içinde westernin ve Bonelli’nin liderliği, yayınevlerinin aynı kitapları tekrar tekrar basıp basmamaları gerektiği ve Sergio Bonelli’nin yakın zamandaki vefatı gibi konularda sekiz soru sordum. Aşkın Güngör, Engin Gül, Fuat Aktüre, Hakan Tunga Kalkan, Haşim Öz, Lami Tiryaki, Ümit Kireççi ve Yıldırım Örer’in yanıtlarını okurken keyif alacağınızı düşünüyorum.
NEDEN FUMETTİ?
![]() |
Martin Mystere |
* İtalyan çizgi
romanları sürekli olarak satılan, okurun diğer çizgi romanlara oranla daha çok
şans verdiği bir tür. Bu, fumettilerin daha gerçekçi kabul edilmesinden mi kaynaklanıyor;
yoksa çocukluktan gelen körü körüne bir bağlılık mı sizce?
Lami TİRYAKİ:
(Çizgi roman araştırmacısı ve koleksiyoncu)
(Çizgi roman araştırmacısı ve koleksiyoncu)
Sorduğun soru, çizgi roman
camiasında en çok konuşulan konulardan biridir. Fumettilere çok şans
verilmesinde çocukluk hevesiyle körü körüne şans verilmesinin payı yok denemez.
Ama ben bunun ağırlıklı olduğunu sanmıyorum. Hayata yakın gerçekçi hikayeler
olması bence birinci nedendir. Okur, kim olursa olsun, okuduğunda ya yaşadığı
hayatın gerçekçi analizlerini görmek ister ya da kendini bulmak ister. “Comics”lerde
Spiderman'in tartışmasız üstünlüğünün nedeni budur. Spiderman gerçek hayata en
yakın comics eseridir.
Fumettilerde okur, hem gerçek hayatı, hem kendini
buluyor, hem de gerçek hayatta yaşayamadığı veya yaşayamayacağı fantastik
maceralara gerçekmiş gibi dalıyor. Hatta çoğu kez kendini özdeşleştirebiliyor.
Süper kahraman kostümlerini giyip (tam kostüm kastediyorum, Süpermen
tişörtlerini değil) sokaklarda
dolaşan insanlara "hafif kaçık" gözüyle bakarlar. Ama Martin Mystere
saha kıyafetini giyip dolaşana kimse dönüp bakmaz. Mister No'yu bilmeyenler, Mister
No'nun kıyafetini giyip dolaşanların üstündekinin ne olduğunu bilemezler bile.
![]() |
Mister NO |
Sonuç olarak; nostalji elbette
önemlidir. Ama aslolan gerçekçi hikayelerin kabul edilebilir bir fanteziyle
okurlara sunulmasında yatmaktadır.
![]() |
Tommiks |
Engin GÜL:
(Altın Madalyon e-dergi editörü)
(Altın Madalyon e-dergi editörü)
Sorunun cevabı, sorunun
sorulduğu kişinin yaşı çizgi roman kültürü ile ilgili birikimiyle alakalı
kesinlikle. Ülkemizde çizgi romanın altın çağı olarak adlandırabileceğimiz
1950-1990 yılları arasında, çocukluk ve gençlik dönemini geçirmiş; internet, bilgisayar
ve hatta televizyonun hiç olmadığı (veya yaygın olmadığı) dönemde yaşamış olan
kitlenin okuduğu çizgi romanların ağırlıklı olarak "fumetti" kökenli
olması, bu kitlenin zihninde "çizgi
roman=fumetti" kavramının
yerleşmesine neden olmuştur bence.
![]() |
Kinowa - Samim Utkun çizimi |
Aynı soruyu 1980 sonrası
kuşağına sorsanız alacağınız cevap fumettilerle sınırlı kalmaz kesinlikle.
1980 sonrası ülkemizde özellikle Spiderman, Superman, Batman, Conan gibi sinemanın görsel diliyle de ete kemiğe bürünmüş
comics karakterleri, son bir kaç kuşağın zihninde fumettilerden daha çok yer
etmiştir kesinlikle. Buna tüm dünyayı saran “manga” çılgınlığını da eklersek
özellikle son jenerasyondan herhangi bir fumetti karakterini bile cevap olarak
duyamayabilirsiniz. “Altın çağ”da tirajı yüz binleri bulan fumettileri tüketen
kitle “Bunların yazarı, çizeri kimdir?”, “Falan seri kaç kitaptan oluşur?” gibi
soruları merak etmeden, bir çeşit fast-food tarzı diyebileceğimiz çizgi roman
tüketimi davranışı sergilemişlerdir. Aynı kahramanların aynı maceraları
yıllarca tekrar baskılar yapmış, aynı kişilerce tekrar tekrar alınıp, okunmuştur.
(Üstelik bu yüksek tirajlara rağmen doğru-düzgün koleksiyonları bile yapılamamıştır.)
Kimi zaman yerli çizerler bile bu fast-food tarzı tüketime malzeme yetiştirmeye
çalışmıştır. (Samim Utkun'un yerli Kinowa çalışması gibi)
Günümüzdeyse -az sayıda ama- neredeyse hepsi koleksiyoncu diyebileceğimiz; okuduğu çizgi romanın yazarına, çizerine, edisyonuna dikkat eden; beğenilerine göre çizgi roman seçen; daha bilinçli bir çizgi roman okuru profilinin varlığından rahatça bahsedebiliriz. Bir de bu kitleye sorun bakalım sorunuzu, size neler neler anlatır, şaşar kalırsınız…
* Yıllardır İtalya’da
hem senaristlik hem de çizerlik yapıyorsunuz. Sizinle yaptığım röportajda “İsmi en çok anılan da olsa, Bonelli yayınlarının hepsi,
İtalya’nın en iyileri değiller,” demiştiniz. Ama halen Bonelli’nin
yayınları ülkemizde en çok satan çizgi romanlar. Bu konuda fikrinizi alabilir
miyim?
Yıldırım
ÖRER:
(Çizgi roman senarist ve çizeri)
(Çizgi roman senarist ve çizeri)
Bonelli gibi büyük bir yayınevi ne yazık ki çok iyi
yayınların yanı sıra, çok da kötü yayınlar sunuyor piyasaya... Ve kendi
kalitesini düşürüyor, kendi çabalarıyla. Yine ne yazık ki, son yıllarda yaptığı
yeni atılımlara seçtiği kalitesiz çizerler yüzünden, satışlarda çok kötü
sonuçlar elde ediyor. Ama elbette ki hem en çok satan, hem en çok
konuşulan yayınevi olarak, "fumetti" bayrağını önde taşıyor. Çünkü en
az bir düzinelik ürünleriyle bayideki ilk yeri dolduruyor. Hepsinden daha
önemlisiyse, "ucuz bir fiyata"...
70 yılı aşmış bir geçmişi olan bir
yayınevi, bu alana verdiği hizmetlerle, yarattığı kahramanlarla
"fumetti" ismini tüm dünyaya gururla tanıttı... Kendine has bir
"İtalyan Stili" yarattı anlatımda, çizimde ve grafikte.
Fakat başı
çeken Tex, Dampyr, Dylan Dog ve Zagor gibi kahramanların dışında, diğer
yayınların hepsi bu benim kalitesi düşük çizgi romanlar sınıfına koyduğum
ürünler... Ama onların gerektiğinden fazla okunmasının sebepleri de Bonelli'nin
yayımlamış olması ve düşük fiyatlara satılmaları... Aynı sebepler Türkiye
için de geçerli. Türk okuyucusu da onlara en düşük fiyatlarla sunulan yayınlardan
başka tercihi olmadığı için, Bonelli'nin yayınlarını okumaktan vazgeçemiyorlar
sanırım... İyi de ediyorlar tabii...
* Ülkemizde “Fumetti” denince akla ilk olarak Bonelli yayınlarının çıkardığı çizgi romanlar geliyor. Siz genelde fumetti yayınlayan bir yayınevi sahibi olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Fuat AKTÜRE:
(1001roman Yayıncılık'ın sahibi)
Türkiye'de Pecos Bill'den sonra (1952) haftalık yayınlanan ve tek kahramanı konu alan çizgi romanlar Teksas ve Tommiks'tir. (1955) Daha sonra (1962) Zagor-Kinova (sonra Tex) ile Bonelli macerası başlar. Bence sorunun cevabı, 1970'lerden sonra yayına başlayan Zagor ve Tex 'in (daha sonra Martin Mystere-Mister No-Nathan Never-Julia,...) maceralarının hala "ve inatla" yayınlanıyor olmasıdır. Günümüzde İtalya'da fumetti yayımlayan birçok yayınevi olmasına rağmen bence en iyi yaratıcı-yazar ve çizerler Bonelli'dedir ve mecburen "içlerinde bizim de olduğumuz" yayınevleri Bonelli eserlerini tercih etmişlerdir.
Buna bağlı olarak şunlar eklenebilir: Yukarıda dediğimiz gibi en ünlü yazar,çizer kadrosu Bonelli'de olduğundan ve bu kişiler hünerlerini tek bir kahramanda değil hemen tüm kahramanlarda kullandığından okuyucular beğendikleri "tek" kahraman ile beraber beğendikleri kadronun oluşturduğu diğer kahramanların maceralarını da takip eder olmuşlardır.Bu da Türkiye'de olduğu gibi İtalya'da da Bonelli markasının fumetti ile özdeşleşmesini sağlamıştır.
* Sizce Sergio Bonelli'nin vefatı, yayınevini kısa ya da uzun vadede
etkiler mi?
![]() |
Zagor |
![]() |
Yıldırım Örer'in çizdiği Dago |
![]() |
Caravan |
* Ülkemizde “Fumetti” denince akla ilk olarak Bonelli yayınlarının çıkardığı çizgi romanlar geliyor. Siz genelde fumetti yayınlayan bir yayınevi sahibi olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Fuat AKTÜRE:
(1001roman Yayıncılık'ın sahibi)
Türkiye'de Pecos Bill'den sonra (1952) haftalık yayınlanan ve tek kahramanı konu alan çizgi romanlar Teksas ve Tommiks'tir. (1955) Daha sonra (1962) Zagor-Kinova (sonra Tex) ile Bonelli macerası başlar. Bence sorunun cevabı, 1970'lerden sonra yayına başlayan Zagor ve Tex 'in (daha sonra Martin Mystere-Mister No-Nathan Never-Julia,...) maceralarının hala "ve inatla" yayınlanıyor olmasıdır. Günümüzde İtalya'da fumetti yayımlayan birçok yayınevi olmasına rağmen bence en iyi yaratıcı-yazar ve çizerler Bonelli'dedir ve mecburen "içlerinde bizim de olduğumuz" yayınevleri Bonelli eserlerini tercih etmişlerdir.
![]() |
Volto Nascosto |
Buna bağlı olarak şunlar eklenebilir: Yukarıda dediğimiz gibi en ünlü yazar,çizer kadrosu Bonelli'de olduğundan ve bu kişiler hünerlerini tek bir kahramanda değil hemen tüm kahramanlarda kullandığından okuyucular beğendikleri "tek" kahraman ile beraber beğendikleri kadronun oluşturduğu diğer kahramanların maceralarını da takip eder olmuşlardır.Bu da Türkiye'de olduğu gibi İtalya'da da Bonelli markasının fumetti ile özdeşleşmesini sağlamıştır.
![]() |
Sergio Bonelli |
Mehmet Haşim ÖZ:
(HOZ Comics'in sahibi)
Etkilemez. Çünkü Sergio Bonelli Editore artık kişilerin yönettiği bir aile yayınevi değil, dünyaya hitap eden bir koca kurumdur. Planlar programlar yıllık çıkar. Ve uygulanır.
(HOZ Comics'in sahibi)
Etkilemez. Çünkü Sergio Bonelli Editore artık kişilerin yönettiği bir aile yayınevi değil, dünyaya hitap eden bir koca kurumdur. Planlar programlar yıllık çıkar. Ve uygulanır.
![]() |
Zagor ve Hellingen |
NASIL BİR FUMETTİ?
* Sizce bir fumettide olması gereken, yapıtın keyifle okunmasını
sağlayacak özellikler nelerdir?
Aşkın GÜNGÖR:
(Fantastik ve bilimkurgu edebiyatı yazarı)
(Fantastik ve bilimkurgu edebiyatı yazarı)
Ben kendimi fumetti konusunda
uzman görmüyorum. Gene de Zagor, Mister No okuru ve Martin Mystere
koleksiyoneri olarak söyleyebileceğim öncelikli şey, gizem olurdu. Evet, yazılı
eserlerde de, çizgi romanlarda da beni cezbeden şey gizemdir. Çok genel anlamda
bir gizem olgusundan söz ediyorum yalnız. Bilimkurgu, fantastik, güncel yaşam,
tarihi... Konu ne olursa olsun, öykünün gizem kılıfına sarılıp aktarılması,
kullandığı yaratıcı hayal gücünün işlenişidir beni etkileyen. Elbette konu
çizgi roman olunca, işin doğası gereği çizgi estetiği ve kare yorumları da
beğeniyi etkiliyor, inkar edemem. Ama şöyle bir düşündüğümde, beni bugüne dek
etkileyen çizgi romanların çizgisinden ziyade konusunun zihnimde yer ettiğini
görüyorum.
![]() |
Tex |
![]() |
Judas |
* Ülkemizde en sevilen
fumettiler, kuşkusuz, western temalılar. Birbirlerini çoğu kez tekrar etseler
bile neden bu tür tercih ediliyor?
Hakan Tunga
KALKAN:
(Kahramanlar Sinemada'nın yazarı)
(Kahramanlar Sinemada'nın yazarı)
Ülkemizde
western temalı fumettilere gösterilen büyük ilgi günümüzde de devam ediyor.
Bunun sebebi çizgi roman takipçisi denilen kesimin profilinin içerisinde
yatıyor. Günümüzde çizgi roman takipçileri içerisinde genç nesil pek yer almıyor.
Çizgi roman satan yerlere gittiğimde veya forumlarda halen düzenli olarak çizgi
roman takip edenlerin genelde 30-35 yaş ve üzeri kişilerden oluştuğunu
görüyorum.
![]() |
1985 yapımı Tex filmi |
Billy The Kid - Ölmeyen Kin, orijinal kapaklar |
![]() |
Kit Taylor |
![]() |
Teksas |
![]() |
Tommiks |
* Sizce defalarca yayımlansa da halen alıcısı olan fumettileri yayımlamak mı, bunun yerine “bilinmeyen sulara yelken açmak” mı daha doğru bir adım olur yayıncılar için?
Ümit KİREÇÇİ:
(Çizgi Roman Okurları Platformu yöneticisi)
(Çizgi Roman Okurları Platformu yöneticisi)
Çizgi roman okurlarımızın büyük bir kısmı yayınevlerine akıl
vermeye bayılır. İşlerin nasıl yürüdüğünü bilmeden dağıtım sorununu çözmeye
çalışanı, fizibilite raporları çıkarmaya kalkışanı, fiyatları düşürme
formülleri arayanı, ne basmaları gerektiği konusunda kendisinde fazla
olduğundan akıl vereni ve neyi hiç veya tekrar basmaması gerektiğini söyleyeni…
Çizgi roman okuru her şeye karışmaya bayılıyor sözün kısası.
Genişçe bir kısım çizgi roman okurunun tekrar
basımlara tepki koyması da genelde bu geleneksel alışkanlıktan ileri geliyor
gibidir. Şu ana kadar “Klasikler basılmıştı, artık roman sektörü bunları
basmasın,” diyen bir roman okuruna rastlanmamıştır. Veya “Bu filmin videosu
var, cd’si çıkmasın,” diyen bir sinema izleyicisi de görülmemiştir. Ama “bu
basılmıştı başka bir şey basın” diyen çizgi roman okuru doludur ortalık. Neden?
Nedeni basit: Bu sektörün tek okuyucusu onlar! Onlar okumuşsa bir şeyi,
yenisini sunmak gerekir. Zaten tek alıcı da onlardır! Ama işin tuhaf yanı yeni
ve farklı türleri okumazlar bu okurlar, okusalar da onları anlamaya
çabalamazlar. Diğer sanatlarda okur/izleyici belli türlerden zevk alsa da o
sanat dalına bir bütün olarak bakabiliyorken çizgi roman okuru kendi küçük
beğeni dünyası kadar açık algıyla gezer ortada. Yeni yayınlar ister ama
beğenmediği her yayının da basılmaması için mücadele eder. Bu arada da birçok
ayrıntıyı atlar. Zaten gözünün önünde olsa da görmeme eğilimi vardır.![]() |
Tombrax |
![]() |
Swing |
Eski çizgi romanların tekrar basımı yayınevine para kazandırıyorsa doğru bir ticari girişimdir her şeyden önce. Hobi olarak yayıncılık yapılıyor da olsa bu ülkede hiç kimse çocuğunun nafakasını romantik düşler için batırmak istemez. Bununla birlikte eski baskıların kağıt, format, çeviri, dil, baskı kalitesi gibi birçok önemli unsurdan ödün verdiği biliniyor. Şimdilerde bu açık kapatılıyor ve tekrar basımlarla çizgi roman hak ettiği muameleyi görüyor. Yeni gelişen çizgi roman okuruna alışık olduğu kalitede eser sunuluyor. Eski okurlar da ödün verilenlerin neler olduğunu görüyor ve kıyaslama şansına sahip oluyor. Ya da bu şansı kullanması umuluyor…
Özetlemek gerekirse hangi tür çizgi roman olursa olsun tekrar basılıyorsa ve bu tekrar basımda çizgi romana hak ettiği değer veriliyorsa buna karşı çıkmak yerine yayınevine destek olacak yeni okurlara ulaşmasına çabalamak gerekir. Eskiden at vardı, arabaya gerek yok, demenin alemi yok…
* "Billy The Kid - Ölmeyen Kin" - 1001roman:
Vahşi Batı'nın ünlü kovboyu Billy the Kid'in, şerif olan dostu Garrett tarafından ihanete uğrayıp ölmesinin ardından dirilip -zombi olarak- intikamını almaya çalıştığı çizgi romanda birçok farklı esere gönderme yapıyor. (Tür: Zombi-Western)
* "Gözler ve Karanlık" - Hoz Comics:
Milano'da yapıtları büyük beğeni toplayan, aslında kurbanlarının kalplerini deşen bir seri katil olan bir ressamın hikayesi. (Tür: Polisiye)
- Ayrıca yüzlerce sayısı olan ve bir kısmı halen devam edenlerden serilerden;
- Gizemli olaylar, tarih, mitoloji gibi konularla ilgilenen, İmkansızlıklar Dedektifi Martin Mystere,
- Amazonlar üzerinde pırpırıyla turist rehberliği yapan, her belayı üzerine çeken Mister NO ve
öneririm size. Tabii asla yukarıda yazdıklarımla yetinmeyin: herkese hitap edecek, sayısız konuda binlerce İtalyan çizgi romanı mevcut ve halen yenileri üretilmekte...
- Amerika'da -gerçekte var olmayan- Darkwood ormanında bazen westerne yakın, çoğunlukla fantastik maceralar yaşayan Zagor'u
Yorumlar
Fumettiyi çok seven bir okur olarak zevkle okudum. Özellikle Aşkın Güngör, Ümit Kireççi ve Lami Tiryaki'nin tespitlerinin büyük bir yüzdesine katılıyorum.
Yalnız çizgi roman dünyamızın duayenlerinden Batuhan Cantürk, Orhan Berent, Ege Görgün ve Eren M. Paykal'ı da (ki bu isimler de fumetti konusunda epey bilgi birikimine sahiptir) röportaja dahil etse idiniz çalışmanız daha renklenirdi...
Emeğinize sağlık... Diğer çalışmalarınızı da merakla bekliyorum...
Darkwood Sâkini
Beğenmenize sevindim. Ben de soruları hazırlayıp, gelen yanıtları düzenlerken büyük keyif aldım.
Belki ileride yeni soru-cevaplı yazılar hazırlarım fumetti hakkında, eğer öyle olursa daha soru soracak çok kişi var :)