22 Ağustos 2011 Pazartesi

İsmail Kemal Çiftçioğlu'yla "Eski Dünyanın Orduları" üzerine röportajım


Birkaç ay önce internette, "ilk Türk bilimkurgu filmi" olarak nitelenen orta metrajlı bir film yayımlandı: “Eski Dünyanın Orduları”. Maddi bakımdan bir destek çıkanı olmadan iki öğrenci tarafından tamamlanan bu film, çok kısa zamanda binlerce izleyiciye ulaştı.

Filmi henüz izlemediyseniz, bu yazı sizin için bir fırsat. Senarist, yönetmen ve oyuncu olarak karşımıza çıkan İsmail Kemal Çiftçioğlu'yla yaptığım röportajı okuyup, yazı bitiminde filmi izleyebilirsiniz.

İsmail Kemal Çiftçioğlu, çocukluğundan beri sinemaya ilgisi olan; fantastik, bilimkurgu ve tarih dışında çizgi romanlardan da hoşlanan biri... Çiftçioğlu'nun hayatı, gelecek planları ve çok izlenen filmi üzerine bu röportajı okumanızı tavsiye ederim. 







"Teknolojinin gelişmesiyle milyon dolarlar harcamadan evde de enteresan filmler çekilebiliyor."

Kültürel Güncel: Öncelikle kendinizden bahseder misiniz? Nelerden hoşlanırsınız? Sinemaya ilginiz nasıl başladı?
İsmail Kemal Çiftçioğlu: Küçüklüğümde lego ve özellikle knex'lerle odama film setleri kurar, figürlerle de film çekerdim, aklımca. Yani küçüklüğümden beri var sinema sevdası. Artık, teknolojinin de gelişmesiyle milyon dolarlar harcamadan, ateş pahası maketler yapmadan evde de enteresan filmler çekilebiliyor. O nedenle hayallerimi gerçekleştirmek için en uygun zaman olduğunu düşündüm. 

Sinema dışında arkadaşlarımla vakit geçirmekten hoşlanırım. Arkadaşlarla sohbet, gezmek, yeni yerler görmek bir tasarımcı için inanılmaz bir kaynak. Yaşayarak görmek lazım birçok şeyi. Müzik de hayatımın vazgeçilmez bir parçası. Uyurken bile müzik açıktır mutlaka. Genelde soundtrack, new age ve rock&metal dinlerim. Yazın ve baharda bisiklet sürmek de çok hoşuma gider. Bir de yemek tutkunuyum. En ağır en zararlı yemekleri seviyorum. O nedenle, ister istemez, sporu bırakmak gibi bir lüksüm yok.


K.G: Gelecekten beklentileriniz neler?
İ.K.Ç: Yaşlandığımda "sanat yılının bilmem kaçıncı yılı" şerefine filmlerimin özel versiyon diskleri (artık o devirde bluray mi olur “greenray” mi olur bilemeyeceğim) hazırlanıyorsa; bazı beklentilerim karşılanmış demektir. Yani en azından gerçekçi diyebileceğim beklentim bu, mesleki açıdan... Başka bir galaksiye ya da boyuta yolculuk yapabilmemin olasılığı düşük olduğuna göre, en azından bunu söyleyebilirim. :)
  

K.G: “Eski Dünyanın Orduları”nın sonu hakkında ayrıntıya girmek istemem, o yüzden “en güzel yerinde bitiyor” demekle yetineceğim. İleride bu filmin devamı niteliğinde bir çalışmanız olacak mı?
İ.K.Ç: Bu filmin devamı son birkaç senedir neredeyse bıktıran istila filmleri gibi olabilir. O nedenle devamını düşünmüyorum. Ama filmin sonunda karşılaştığımız medeniyet ile ilgili oldukça detaylı bir film çekmek isterim. Çünkü bu konunun kişisel olarak da araştırılması gerektiğini düşünüyorum. Atatürk'ün de vefatından önceki iki sene bu konuyu araştırdığını düşünürsek çok "havada kalan" bir konu olmadığı kanısındayım. Dolayısıyla filmin devamı değil ama o konu hakkında bambaşka bir film yapmak isterim.

" 'Çekim yapabilir miyiz?' dendiğinde hemen gözlerde dolar işareti beliriyor. "
  
K.G: Çay tabağı, oyuncak tabanca, pizza kutusu vb. malzemelerden dekorlar hazırlamak dışında, ne gibi zorluklar yaşadınız?
İ.K.Ç: Çekimler sırasında bu dekorlar kırıldı hep. :) O nedenle çekimin ortasında bir de bunları tamir etmekle uğraştım. Ama en zoru bir yandan savaşıp, koştururken bir yandan da çekim iyi olmuş mu diye kamerayı kontrol etmekti. İmkanım olmadığı için kendim oynadım filmde. Açıkçası sadece kameranın arkasında olmayı tercih ederdim. 

Bunun dışında diğer bir zorluk da mekanlar konusundaydı. Kimse izin vermiyor, kimse anlayışla karşılamıyor. Çekim yapabilir miyiz dendiğinde hemen gözlerde dolar işareti beliriyor. İnsanlar pek uyanık. :)


K.G: Şartların kısıtlılığından yakınıp “Keşke hiç başlamasaydık.” ya da “Vazgeçsek mi acaba?” dediğiniz anlar oldu mu?
İ.K.Ç: Hayır. Bunu çok açık yüreklilikle söyleyebilirim, bir saniye bile böyle düşünmedik. İmkansızlık nedeniyle değiştirdiğimiz çok yer oldu senaryoda, iptal ettiğimiz yerler de oldu. Ama hep değişen ya da iptal olan yerleri başka şeylerle doldurduk. Hep düşündük, o olmuyorsa ne yapabiliriz diye? Toptan vazgeçme söz konusu bile olmadı.


K.G: “Ortalama bir komedi filmi, hatta bir sitcom bütçesine gayet görkemli bir bilimkurgu filmi yaparım.” demişsiniz. Peki bilimkurgu dışında başka dallarda da film yazıp, yönetmeyi düşünür müsünüz?
İ.K.Ç: Tarzım bilimkurgu, fantastik ve tarih üzerine. Bu üç konuda ya da karışımlarında filmler yapmayı kendime daha çok yakıştırıyorum. Başka dallarda da filmler yapabilirim belki ama asıl isteğim bunlardan yana olacaktır.


K.G: “Dünya kadar para teklif etseler gene de o konuda bir çalışma yapmam” diyebileceğiniz bir konu var mı?
İ.K.Ç: Milli ve kültürel değerlerimizle, çıkarlarımızla ve ülkenin bütünlüğüyle çatışan fikirlere ya da projelere tamamen kapalıyım.

"Tam bir Batman hayranıyım. Evin her yerinde figürleri, replikaları var."

K.G: En sevdiğiniz beş filmi öğrenebilir miyim?
İ.K.Ç: Batman (89-92), Robocop, Yıldız Savaşları (eskiler), Yüzüklerin Efendisi, Gladiator, Ben Hur. Beşi geçti ama ne yapalım :)


K.G: Alakasız gelmesin, hayal gücüne etkisi açısından soruyorum: Çizgi roman okur musunuz?
İ.K.Ç: Çizgi romanı çok severim. Türkiye'de çıkan tüm Marvel ve DC Comics çizgi romanlarını almışımdır herhalde. Bir de Spawn tabii ki.

Çocukluğumdan kalma olduğu için mi bilmiyorum ama Batman Knightfall serisinin yeri bende ayrıdır. Zaten tam bir Batman hayranıyım. Evin her yerinde figürleri, replikaları var. Resme Batman çizerek başladım diyebilirim.


K.G: Sorularım bu kadar, değinmek isteyeceğiniz başka bir şey var mı?
İ.K.Ç: Bu güzel röportaj için çok teşekkür ediyorum...

K.G: Ben de röportaj teklifimi kabul edip, bloguma konuk olduğunuz için çok teşekkür ederim. Yeni filmlerinizde başarılar!

Filmin konusu:
"Sargon, ne zaman başladığını bile hatırlamadığı korkunç bir savaşın tam ortasında mücadele eden deneyimli bir askerdir... Zaman ve mekandan yoksun bu muazzam savaş alanında tek düşmanı "Cellat" diye tabir ettiği büyük bir savaşçıdır. Sınırsız silah ve akıl oyunlarıyla bezenmiş, orduların ve sayısız dünyaların önemsiz bir piyon gibi devrildiği bu korkunç dövüşte Sargon, bir türlü Cellat’a karşı üstünlük gösterememektedir. Cellat’ın zaman ve mekan üzerinde kavrayamadığı bir gücü vardır. Bu gücü kendisi de ele geçirebilirse oyunu sona erdirebilecektir..."

Oyuncular: Tuncay Çakmanus, İsmail Kemal Çiftçioğlu, Çilem Özel, Burak Albayrak, Metin Yağlı, Yavuz Sinan İleri
Yönetmen: İsmail Kemal Çiftçioğlu
Yazan: İsmail Kemal Çiftçioğlu, Tuncay Çakmanus
Görüntü Yönetmeni: Cezmi Kardaş
İnternet Sitesi: http://www.eskidunyafilm.com


2 yorum:

Adsız dedi ki...

Çok Güzel Bir ARöportaj Tebrik Ederim.

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.