10 Mayıs 2011 Salı

Rahmi Turan Röportajım:

Yayın sorumlusu olduğu bütün gazeteleri yüksek tirajlara ulaştırmasıyla ve en önemlisi yarattığı “Kara Murat” karakteriyle ünlenen Rahmi Turan şimdilerde Hürriyet Gazetesi’nde köşe yazıları yazıyor. Turan, defalarca beyaz perdeye uyarlanan Kara Murat’ın ilk filmi dışında pek de memnun değil.
Yenilenen kostümü ve tabii ki değişen başrol oyuncusuyla Kara Murat’ın yeni filmi yıl sonunda gösterime girecek. Aşağıdaki röportajda üçlemenin ilk filmi olan ve Aralık 2011’de gösterime girmesi planlanan “Kara Murat Mora’nın Ateşi” hakkında da bilgiler bulacaksınız. Hatta filmin ilk fragmanı da aşağıda mevcut.
İşte Rahmi Turan’la hayatı, gazeteleri ve Kara Murat hakkında yaptığım röportaj:

Rahmi Turan
Kültürel Güncel: Hayatınızı kısaca özetler misiniz? Nelerden hoşlanırsınız?
Rahmi Turan:1939 yılında, İstanbul Kadıköy'deki Haydarpaşa Nümune Hastanesi'nde doğmuşum. Fakat nedense babam nüfus kâğıdına "Doğum yeri: Bilecik" diye yazdırmış.
İstanbul Gazetecilik Okulunu bitirdim. Yedek Subay'a gitmeden önce gazeteciliğe başladım, askerliğim bittikten sonra da devam ettim (Yıl 1961)
1968 yılının 26 Kasım günü Günaydın Gazetesi'ni yayın hayatına soktum. 1983'te Tan Gazetesi'ni, 1985'te Sabah Gazetesi'ni, 1990'da Meydan Gazetesi'ni, 1997 yılında da Gözcü Gazetesi'ni çıkarttım. Bu gazetelerin hepsi yüksek tirajlara ulaştı. Ben ayrıldıktan sonra durumları sarsıldı. Sabah Gazetesi, bilindiği gibi, halen yayınına devam ediyor.

Evliyim. Kızım Pınar'dan Edan (13) ve Emre (6), oğlum Murat'tan ise Ata (11) ve Tan (4) adlarında dört torunum var.
Oğlumun bir adı da Kara Murat'tır. Çünkü Kara Murat'ın serüvenlerini yazmaya başladıktan birkaç ay sonra doğmuştu. Şimdi 38 yaşında.

Yeni Kara Murat
 K.G: Hürriyet gazetesinde köşe yazıları yazıyorsunuz şimdilerde. Peki hiç eskisi gibi roman ya da çizgi roman senaryosu yazmak gelmiyor mu içinizden?
R.T: Günümüzde çizgi romana talep azaldı. Ayrıca gazetedeki diğer görevlerim nedeniyle yeni romanlar yazmaya vakit bulamıyorum.

 K.G: Gazetecilik geçmişinize baktığımızda oldukça parlak bir kariyer görüyoruz. Hatta sizin için “yüksek tiraj rekortmeni” deniyor. Bunun sırrı nedir? Bir gazetenin çok sayıda satılması nasıl başarılır?
R.T: Çıkardığım gazetelerin yüksek tirajlara ulaştığı doğrudur. Bunun nedenini, halkın nabzını tutmak ve insanlarımızın çektiği sıkıntıları ele alarak onların dertlerine ortak olmak, diye düşünüyorum.

Bir Kara Murat filmi afişi
K.G: Kara Murat özellikle “Kara Murat hanginiz?”, “Benim!”, “Hayır Ben” diyaloguyla beyinlere yer etmiş durumda. Tıpkı Tarkan’ın “Atıl Kurt!” repliği gibi... Bu diyalogların popüler kültürü bu kadar etkilemesi sizce neden kaynaklanıyor? 
R.T: Bu konudaki değerlendirmeyi sizin yapmanız daha doğru olur. Bahsettiğiniz diyaloglar aslında benim yazdığım romanlarda yok. Hikâyeleri senaryo haline getiren senaristlerin, yönetmenlerin isteği üzerine yaptıkları eklemeler bunlar. Başarıysa, bu onların başarısıdır, benim değil!

K.G: Kara Murat’ın kitap ya da çizgi roman olarak yeni basımlarını görmeyi çok isterim. Ve başka çizgi romanseverlerin de benimle aynı görüşü paylaştıklarından eminim. Size böyle bir teklif geldi mi? Gelirse ne yaparsınız? 

R.T: Kara Murat, önce o zamanın yüksek tirajlı gazetesi Günaydın'da tefrika edildi. Daha sonra (1974 yılında) Kara Murat'ı haftalık dergi olarak yayınlamaya başladık. 140 bin gibi bir satış rekoruna imza attı. Bugün en çok satan derginin tirajının beş-on bin kadar olduğu düşünülürse, Kara Murat'ın kırdığı rekorun önemi daha iyi anlaşılır.
Kara Murat'ın beş ayrı serüveni TOKER Yayınları tarafından kitap olarak basıldı.
Yeni teklifler gelirse elbette ki düşünürüz.

Kara Murat karikatürleri
K.G: Kara Murat’ın yazı bölümü çizimlerden daha fazla. Ama yine de akıcı bir dille yazdığınızdan  “Oho… Okunur mu bu? Ne kadar sıkıcı” diye düşündürtmez insanda. Bu akıcılığı nasıl sağladınız?
R.T: Romanlar akıcı bir üslûpla yazılmazsa okunmaz tabii ki... Kara Murat'ın başarı kazanmasında akıcı dilin de büyük etkisi var. Üslûptaki akıcılık, yazarların ustalığı ile ilgili bir durum.

K.G: İlk film dışındakileri beğenmediğinizi duymuştum. İlk filmi neden beğendiniz? Sonrakileri neden beğenmediniz?
R.T: İlk film "Kara Murat-Aşk ve Kan" romana daha sadık kalınarak çevrilmiş bir filmdi. 1972 yılında çevrildi ve o yılın hâsılat rekorunu kırdı. Daha sonra çevrilen filmlerde işin kolayına kaçıldı ve benim romanlarımda olmayan eklemeler yapıldı. Komiklik olsun diye bir takım acayip sahneler , saçmalıklar yaratıldı. Bana göre kötü oldu. Fakat seyirci o filmleri de zevkle izlediğine göre, filmciler amaçlarına ulaştı.

Sağda: Yeni Kara Murat: Fatih Usta
K.G: Sene başında Kara Murat’ı yeniden beyaz perdede göreceğimiz yönünde haberler çıkmıştı. Bunların doğruluğu nedir? Doğruysa biraz bilgi alabilir miyiz?
R.T: Evet... Kara Murat'ın serüvenleri, yeniden "No 9" adlı yapım firması tarafından filme alınıyor. Fragmanlar hazırlandı. Filmin çekimlerine 15 Haziran'da Trabzon'da başlanacak ve Aralık ayında sinemalarda gösterilecek. Daha sonra da televizyon dizileri hazırlanacak.
Sanıyorum 2012 yılının ilk yarısından sonra Kara Murat'ı televizyonlarda da göreceğiz.
Filmin yönetmenliğini “Murat Vela Derman” yapıyor. Kara Murat rolünü de genç aktör Fatih Usta canlandırıyor. Fatih Usta, soyadı gibi, dövüş sanatlarında çok usta bir sporcu. 
Yeni filmin fragmanından bir sahne
K.G: Öykülerinizde “Rahmi Muratoğlu” takma adını kullanmanız, çocuğunuza “Kara Murat” ismini koymanızın nedeni kendinizi yarattığınız kahramanla bir bütün hissetmenizden mi?
R.T: Öykülerde ilk zamanlar "Rahmi Muratoğlu" takma adını kullanıyordum. Romanın yayınlandığı Günaydın Gazetesi'nin yönetmeni bendim. Gazetenin künyesinde önceleri Yazı İşleri Müdürü, daha sonra da Genel Yayın Yönetmeni olarak benim ismim çıktı. Bu nedenle takma bir adı tercih ettim.. Daha sonraki yıllarda gerçek adımı kullanmaya başladım.
Oğluma da "Kara Murat" adını, bu eser bana şans getirdiği için verdim.
K.G: Kitaplarını severek okuduğunuz yazarlar kimlerdir? “Başucu kitabı” diye tabir edilen ne zaman okusanız sıkılmadığınız, aksine her okuduğunuzda hayranlığınızın biraz daha arttığı bir kitap var mı?
R.T: Türk yazarları arasında Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir ve Aziz Nesin'i tercih ederim.
Tarihi romanlarda Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun kitaplarını her gencin okumasını tavsiye ederim.
Yabancılardan Tolstoy, Dostoyevski, Turgenyev, Pasternak, Dickens, Shakespeare, Jack London, John Steinbeck, Balzac, Alexander Dumas Pere, Victor Hugo ve Goethe sevdiğim yazarlardandır.
Yabancı tarihi romanlarda, Fransız yazarı Michel Zevaco'nun (Pardayanlar dahil) bütün eserlerini, her gencin okumasını öneririm.

K.G: Sormak istediğim sorular bu kadar. Değinmek isteyeceğiniz başka bir şey?
R.T: İlginize teşekkür ediyorum. Hoşça kalın.

Kara Murat: Mora'nn Ateşi ilk fragmanı:




NOT: Röportaj yayına girdikten sonra bazı okurlarım neden Kara Murat'a çizimleriyle hayat veren Abdullah Turhan'dan bahsedilmediğini sordular. Tolga, Kara Murat vb. birçok çizgi romanda yoğun emeği olan Büyük Usta Abdullah Turhan'ı es geçme gibi bir niyetim yoktu. Zaten istesek de onu es geçemeyiz. Röportajda yalnızca Kara Murat'ın çizgi romandan bahsedilmediği için böyle bir durum söz konusu oldu. Ama ilerleyen günlerde Abdullah Turhan'la ilgili bir yazı okuyabilirsiniz burada. Şimdilik hoşça kalın.

8 yorum:

Ferzan dedi ki...

Hoş bir röportaj olmuş,ellerine sağlık sevgili kültürelgüncel...
Kara Murat'ın,özellikle Avrupa'da geçen serüvenlerinde bariz bir Michel Zevaco etkisi vardır...Pardayan romanlarını okurken,bazı cümlelerin bile doğrudan kullanıldığına denk gelmişliğim olmuştu ama bunu karalamak için değil,yazınsal olarak beni en çok saran biri yerli,diğeri yabancı bu iki esere olan hayranlığımdan ötürü belirtmek istedim...Yoksa bu etkilenmeler yalnızca ayrıntılar için geçerli,zira Kara Murat alt metinlerinde muhteşem bir kurgu yatar ve çoğu zaman havada kalmış bir detay bulamazsınız...
Kara Murat dergilerine çok sonraları,sahaflar vasıtasıyla ulaşmıştım ama benim filmleri harici ilk tanışmam,99 yılı Gözcü gazetesinde Ergin Asyalı'nın çizgileriyle olmuştu...Abdullah Turan'ın kompozisyonlarını kendi stiliyle yeniden çizip,bilgisayar ortamında renklendirerek okuyucuya sunuyordu ve format yine altyazılıydı...Bu formata ısınmam da Kara Murat sayesinde olmuştur...Hatta ısınmak ne kelime,şu an böyle altyazılı bir tefrika hazırlayıp resimle deseler,uçarak resimlerim...
Bugüne dek epey serüvenini biriktirmişliğim oldu Gözcü gazetesinden...Neredeyse 6-7 tane falan...Az gibi duruyor böyle deyince ama her maceranın en az 150-200 gün,hatta bazen 250 üzeri sürdüğünü gözardı etmezsek,epey çok oluyor...
Kara Murat serüvenlerinde beni bugüne dek rahatsız eden tek bir ayrıntı hatırlıyorum...Adını anımsayamadım ama Çin topraklarında geçen bir serüveniydi...Öykünün bir bölümünde Kara Murat'ın yolu,Pekin'in ara sokaklarında bir handa kumar oynatan güzel bir kadınla kesişiyor...Ama ortaçağdan henüz çıkmış bir uzakdoğu diyarında,çarklı rulet ne arar?..Hadi,belki bir ihtimal,rulettir,çarktır,kökü uzakdoğuya uzanıyor olabilir ama tavernadaki kadının Kara Murat'a yanaşıp:''Kumarda şansınız yok,belki bu yüzden aşkta kazanırsınız...'' gibilerinden bir cümle sarfetmesi beni öldürüp öldürüp diriltti ilk okuduğumda...Yahu,Kara Murat mı okuyorum,James Bond mu bilemedim...Değerli usta Rahmi Turan,elbette gün be gün kapı gibi metinler yazmak mecburiyetinden ötürü böyle detayları atlamış,üzerinde çok durmamış oabilir...Hele gazetedeki onca işin arasında...Anlayışla karşılanır elbet ama ben bir türlü yediremedim işte...
Bahaneyle,Pardayanlar serisine de değineyim son paragrafımda...Sanıyorum,kendi kuşağımdan (yaşım 24) bu müthiş roman serisini okuyan tek kişiyim...Bugün,genel olarak 35-40 yaş üzeri bir kesimin hatırladığını biliyorum...Yine de bu yorumumu okumuş olan herkese şiddetle tavsiye ediyorum...Yalnızca Pardayan konusunda şahsım,ormanda on Altın Madalyon itkisi gücündedir...
Tuğla gibi 10 kitaplık bu eserin ilk 7 kitabını 15 günde bitirmiştim liseye başladığımda...Sürükleyicilik ne kelime,sofrada bile elimden düşmüyordu...Sonraları defalarca yeniden başladım ama ilk seferki gibi 10 kitabı birden bitirmek nasip olmadı...Bir tek 2008 yazında,ailemin evden uzakta olduğu bir dönemde mevcut paramı çizgiromana harcadığım ve günde tek öğünle idare etmek durumunda kaldığım birkaç günlük bir dilimde,açlığımı unutmak için hergün bir cilt bitiriyordum...Açlığı unutturmuyor,daha da körüklüyordu imansız roman...Hele Pardayan'ın bir lokantaya girip her kitapta en az birkaç kez masayı etler,börekler,şaraplar ve omletlerle donatması....
Özellikle Baskan yayınlarının 70lerde çıkardığı o eski ama şık seriyi bulursanız sahaflarda,kaçırmayın derim...Bana teyzemin atmaya yeltendiği bir sandık dolusu kitabının arasından yadigar kaldı...1700'lü yıllarda,Paris ve çevresinde serüvenleri geçen bu dürüst ve mert şovalyenin buram buram tarih,aşk ve entrika kokan maceralarını bebekliğinden itibaren yaşlılığının son günlerine dek okuyabilirsiniz bu seride...Seriyal olduğu için de ilk kitaptan başlama zorunluluğundan bahsetmiyorum bile...

M. Eyyüp Başkan dedi ki...

Öncelikle röportaj çok güzel olmuş, tebrik ederim. Bununla birlikte Kara Murat denince sadece Rahmi Turan'ın isminin geçmesi beni rahatsız ediyor. Tamam Fatih'in Fedaisinin yazarı ve yaratıcısı odur ama Kara Murat karakterini çizerek ete kemiğe büründüren çizerinin de bu tür rüportajlarda en azından adı geçmeli diye düşünüyorum. Aynı zamanda Tolga ve Durakoğlu'nun da yaratıcısı olan Abdullah Turhan'ın o müthiş çizgileri olmasaydı, bir dönem Türkiye de "çizgi-roman" yerine "Tarkan-Kara Murat" kelimelerini kullanabilirmiydik? Kara Murat'ı bu kadar sevebilirmiydik? Zagor demek ne kadar Ferri demek se, bence Kara Murat demekte Abdullah Turhan demektir. Sonraları Kara Murat'ı çizen Süleyman Gök gibi isimlerin de hakkını yememek lazım ancak onlar Abdullah Turhan'ın çizimlerini bozmadan devam etmeye çalışmışlardır. Bir röportajda okuduğum kadarıyla Abdullah Turhan'ı zamanında çekilen Cüneyt Arkın'lı Kara Murat filmlerinin galasına bile davet etmemişler.
Kara Murat filminin yeniden çekimleri ise sürpriz oldu diyebilirim. İnşallah iyi bir iş çıkarırlar, filmi fazla sulandırmadan çekerler. Film haberinden sonra belki bir yayıncı da Kara Murat'ın en azından Tarkan gibi kaliteli, renkli bir serisini basmayı düşünür.

Kültürel Güncel dedi ki...

@ M.Eyyüp Başkan
Gerçi Altın Madalyon'dan da söyledim. Ama buradan da cevap vereyim. Kesinlikle sözlerinizde haklısınız. Haklısınız ama bu röportajda Büyük Usta Abdullah Turhan'ın adının geçmeyişi onu yok sayma düşüncesinden değil, emin olun. Çünkü çizgi romanımızda derin izler bırakmış Abdullah Turhan'ı istesek de es geçemeyiz. Burada adının geçmesi elbette iyi olurdu. Ama sadece Kara Murat'ın çizgi romanından bahsedilmediği için böyle bir durum söz konusu oldu. Son olarak şunu da belirteyim ki: en yakın zamanda Abdullah Turhan'la ilgili bir yazı hazırlamayı düşünüyorum.

Kültürel Güncel dedi ki...

@M.Eyyüp Başkan
Blogger'daki yenileme çalışmalarında size yazdığım yorum silinmiş. Yazının sonunda bir benzerini bulabilirsiniz.

Mr. Aşkın Güngör dedi ki...

Mükemmel bir söyleşi daha... Kültürel Güncel, imreniyor ve keyifle izliyorum yaptıklarını.

Zengin yorumlarla konuya derinlik katan dostlara da, Kültürel Güncel'e de teşekkürler...

Kültürel Güncel dedi ki...

@Mr.Aşkın Güngör,
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. :) :)
Bu arada yakında çizgi romanla ilgili bir söyleşi daha gelecek.

Mr. Aşkın Güngör dedi ki...

Yazmayayım demiştim ama değinmeden edemeyeceğim: Kara Murat'ı filme aktaran kişilerin (eskide ve günümüzde) tiplemeyi çizgiromana sadık kalarak uyarlama gayreti neden hiç olmaz? Teaser umut verici görüntüler içeriyor, ama görüyorum ki Fatih Usta'nın çizgiromanlardaki Kara Murat'la zerrece ilişiği yok. Cüneyt Arkın'ın da yoktu tabii. Bu yaklaşım, Kara Murat'ın çizgiromanlar göz ardı edilerek sadece romanlardan uyarlandığı anlamı mı taşıyor acaba?

Kültürel Güncel dedi ki...

@Mr.Aşkın Güngör
İyi ki söylediniz. Çünkü değinilmesi gereken önemli bir nokta bu.
Tarkan'ın çizgi romanını okuduğunuzda ya da filmini izlediğinizde hemen hemen aynı tadı alırsınız. Çünkü birkaç küçük fark dışında hem karakterler aynıdır, hem de kamera çekimleri. Senaryoda da çizgi romana bağlı kalınmıştır çoğu kez.
Oysa, dediğiniz gibi, Kara Murat bu konuda tamamen farklıdır. Çizgi romanında rastladığımız uzun saçlı, bıyıklı cengaver filmlerde her nedense kısa saçlı ve bıyıksızdır!? Tabii başka farklar da yok değildir...
Bir de şu var: Eski filmlerdeki Kara Murat'ın giysisi; yenisinden kat be kat farklı. Aralık ayında gösterime girecek yeni filmdeki Kara Murat giysisinin tasarımında yapımcılar büyük ihtimalle "Kara" sözcüğünden yola çıkmışlar.

Gönül ister ki uyarlamalar çok da uyarlanmasın. Tabii şu an filmin çıkmasını beklemekten başka çaremiz yok. Hele bir filmi görelim. O zaman kesin kararı verir, gerekirse bağrımıza taş basarız. :) - :(