12 Aralık 2010 Pazar

Lami Tiryaki Röportajım

Çizgi romanlarda sık sık yazılarını gördüğümüz, çizgi roman aşığı, koleksiyoner ve ''Altın Madalyon'' internet sitesinin yöneticilerinden Lami Tiryaki'yle röportaj yaptım. Kendisine beni kırmayıp, sorularıma verdiği bu güzel yanıtlar için çok teşekkür ederim.






Çizgi roman konusunda ülkemizdeki duayen isimlerden olan Lami Tiryaki tam bir çizgi roman aşığı... 1970'lerden beri hayatını çizgi romanlara adamış Tiryaki'nin koleksiyonunda 10.000'den fazla çizgi roman var. Bir çok çizgi romanda yazılarına rastladığımız Lami Tiryaki'yle; hayatı, ülkemizde çizgi roman sanatı, G.Ferri, Zagor ve daha fazlası hakkında bir röportaj yaptım. Keyifli okumalar...

Kültürel Güncel: Hayatınızdan biraz bahsedebilir misiniz?
Lami Tiryaki: Ben Lami Tiryaki. 1968 Ankara/Elmadağ doğumluyum. 2 yaşındayken babamın işi nedeniyle Urfa’ya göç etmişiz. Urfa’da kaldığımız 15 yıl içinde ilk, orta ve lise eğitimimi tamamladım. Çizgi romanlarla tanışmam da bu dönemde oldu. Çizgi romanla ilk kez 9 yaşımda Zagor okuyarak tanıştım.
  1985-1991 yılları arasında Orta Doğu Teknik Üniversite’sinin Kimya bölümünü bitirdim. Deterjan, ilaç ve boya üretiminde geçen kariyerim boyunca çizgi romanlardan ve bilim kurgudan hiç kopmadım. Şimdilerde eşim, kızım, çizgi romanlar ve sporla dolu muhteşem bir hayatım var.

''Çizgi romanın elit bir kesimin zevki olmaması için elimden ne geliyorsa yapıyorum.''

K.G: Çizgi romanla nasıl tanıştınız? İlk okuduğunuz çizgi roman hangisiydi?
L.T: 15 yıl Urfa’da(o zamanlar Şanlı değildi henüz), 9 yıl Ankara’da yaşadım. 1994’ten bu yana da Kocaeli’nde yaşıyorum. Ülkemin her coğrafyasında ömrümün bir parçası yatıyor yani. Vatanseverliğim Yüzbaşı Volkan’dan, maceraperestliğim En Kahraman Rıdvan’dan, asaletim Kara Murat’tan, gözüpekliğim Tarkan’dan gelir.

Büyücü Kandraks
 9 yaşında çiçeği burnunda ilkokul 3. sınıf öğrencisiyken, sınıf arkadaşım Abdullah Dağ’ın çantama koyduğu bir adet Zagor cildi sayesinde, önce Tommiks-Teksas’la(yaa… Biz o zamanlar çizgi romanları böyle isimlendiriyorduk) sonra Zagor ve ezeli düşmanı Büyücü Kandraks’la tanıştım. O gün bu gündür Kandraks’ın geceleri penceremden beni gözlediğini ve güzel Margie’yi günün birinde kurban edeceğini söyleyerek sırıttığına inanırım.

 Çocukluk yıllarım boyunca Urfa’nın “iki film birden” oynatan sinemalarının karşısında Tommiks-Teksas tezgahı işletirken, bir yandan da “Milli Piyango’culuk” yaptım. Çekiliş-ve tabii para-karşılığı insanlara hediyeler dağıttım. Sonra büyüdüm, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ni bitirdim. Gordon’un Dale’sini, Zagor’un Frida’sını, Tommiks’in Suzi’sini hiç unutmadım. Çizgi romanlardan kurulu bir dünyayı, hayatımın her bir köşesine, zihnimin derinliklerine işledim. Onlar bensiz, ben onlarsız olamadım. 

2002-2004 yılları arasında ülkenin güzide yayınevlerinden biri tarafından yayını süren Zagor ve Martin Mystere çizgi romanlarının dizi danışmanlığını ve sunuş yazılarının yazarlığını yaptım. O yıllarda Drunky Duck’ın getirdiği Posta Kutusu mektuplarını ve Martin Mystere dizisinin Gizem Avcısı yazılarını yazıp güzel günler yaşadım. Sonra onları bırakıp okuyucu olmanın keyfini sürmeye devam ettim. Bir daha yayınevlerine dizi danışmanlığı, editör falan filan olmamaya karar verdim. Ama virüs bulaşmış bir kere, kurtulamıyor insan. Memlekette ''Tommiks-Teksas'' yayınlamaya cesaret eden her çılgın Türk hemen yanımda bitiveriyordu. “Lami, bu iş sensiz olmaz” diye diye işin yayın boyutunda kalmamı sağlayan bir dolu can dostum oldu. Bir tek şartla bu işe gönüllü olarak devam ettim. Amatör ruhla çalışacağız. Cafcaflı yayınevleri havasında olmayacağız. Ne yaratıcılığımızı kısıtlayacağız ne hevesimizi. Aramıza haramileri almayacağız!

Teksas
 Önce Ümit Kaptan geldi. Yaratıcısı sevgili Hakan Karabey’le Ankara çetesinin eski mekanı Anarres’te projeyi yaptık çattık hala yayındayız. Ben projenin editoryal tarafındayken, Hakan ve Akyan Sever, mutfağında çalıştılar. Ne çıkardıysak ortaya, gurur duyduk. Kolay değil, Yüzbaşı Volkan’dan sonra yayınlanan ilk çağdaş yerli ve süreli çizgi romanımız ve hala bu ünvanını korumakta. Arkasından Hipnoz geldi. Bir başka çizgi roman savaşçısı İlhan Yılmaz’ın karma çizgi roman dergisi projesi Hipnoz’un editoryal tarafını severek üstlendim. Ülkemde çizgi romanın hem yaygınlaşması hem de elit bir kesimin zevki olmaması yani “ucuzlaması” için elimden ne geliyorsa yapıyorum.

 Çizgi romanlardan, bilim kurgu’dan, nostaljiden, tehlikeli kimyasallardan, çevre faaliyetlerinden, gezip görmeden ve tabii ki eşimden kurulu muhteşem bir hayatım var. Yaşamayı ve çizgi romanperver çılgın Türkleri çok seviyorum.

Yüzbaşı Volkan
K.G: En sevdiğiniz çizgi roman kahramanı hangisi? Neden?
L.T: En sevdiğim çizgi roman kahramanı Yüzbaşı Volkan’dır. Bir dolu neden sayabilirim. Ama en önemlisi çocukluğumda, bana “bizim de bir çizgi roman kahramanımız var, hem de muhteşem bir kahraman” dedirttiği için sanırım. Volkan hakkında ne söylenirse söylensin, sanatsal değeri ne olursa olsun belli bir yaşın üstündeki tüm çizgi romanseverlerin hayatında silinmez izler bırakmıştır. O nedenle benim en sevdiğim kahraman Volkan’dır.






''Frederich Wertham’ın 1950’lerde başlattığı kampanyayla çizgi romanlar yer altı malzemesi muamelesi görmeye başladı'' 
K.G: Çizgi romanlar yıllarca tembel, vasıfsız(?) insanların işi olarak görüldü. Sizce Türkiye'de çizgi romana önem verilmeye başlandı mı?
 L.T: 1950’lerden sonra Türkiye ve benzeri ülkelere yapılan Marshall yardımları adı altında ekonomik girdilerin dışında kültürel girdiler de söz konusuydu. Psikolog Frederich Wertham’ın 1950’lerde başlattığı kampanyayla çizgi romanlar yer altı malzemesi muamelesi görmeye başlamıştı. Bu anlayışın bize de gelmesi pek uzun sürmedi. Dalga dalga yayılan bu anlayış kısa sürede yerleşerek çizgi romanın 3. dünyanın her yerinde kabul görmeyen materyaller olarak anılmasına neden oldu. Kendi kültürel yapısını oturtmuş Avrupa dışındaki her yerde geçerli bu kural Türkiye’de daha da çok kabul gördü. Dini baskılar, dini gelenek adı altında kültürel baskılar zaten bu tip yasaklamaları gözü kapalı kabul eden toplum yapımızla birleşince olanlar oldu. Bir zamanlar büyüklerimiz sağcı solcu diye her gün sokaklarda birbirlerini öldürürlerdi. Ebeveynlerimiz bu cephelerden bir tarafı mutlaka tutar onları desteklerdi. Ancak çizgi roman okuyan çocukları hiç birisi desteklemezdi. Sadece çizgi roman okumak değil ders kitabı dışında okunan her çeşit malzeme alınıp yakılacak malzeme muamelesi görürdü.

Günümüzde durum nasıl diye bakarsak. Bu yapının pek de sona erdiğini söylemek zor. Okumanın özellikle çizgi roman okumanın önündeki engeller bir şekilde devam ediyor. Biz hala bu mücadelenin içindeyiz.

K.G:Çizgi roman okumanın okuma alışkanlığını geliştirdiğine inanıyor musunuz?
L.T: Kesinlikle. Çocukluğumda çizgi roman okumuş biri olarak sayfa çevirmenin zevkini böylelikle elde ettiğim söyleyebilirim. Kitap raflarına, marketlerdeki gazete dergi reyonlarına baktığımda hala içim ürperir. Orada ne olduğu hiç önemli değildir. Okunacak bir şeylerin olması önemlidir. Daha ne olsun?

K.G: Son dönemlerde artan edebiyat klasiklerinin çizgi uyarlamaları 'çizgi roman' diye sunuluyor. Bu kitaplar çok rövaçta olsa da açıkçası bende alışılmış çizgi romanların etkisini bırakmadı. Bu konuda fikriniz nedir?
L.T: Bu tür yayınların bildiğimiz anlamda çizgi roman eserleri olduğunu söylemek zordur. Adı üstünde klasik eserler bunlar. Görselleştirilmesi öyle kolay değildir. Anlatı açısından çizgi roman sanatını kullanmaları dışında çizgi ormanla ilgili oldukları söylenemez. Ancak çizgi roman sanatının farkındalığının oluşmasında önemli rol oynadıkları da bir gerçektir. Klasiklerin her dönemde kısa ya da uzun versiyonları olmuştur olacaktır. Çocukların bu eserler sayesinde önce klasik eserlerle sonrasında çizgi roman sanatıyla tanışmış olmaları önemlidir.   

Gallieno Ferri
''Ferri’nin gelişiyle Zagor’un İstanbul’a gelişi aynı anlamı taşıyor bence.  '' 
K.G: Zagor'un çizeri Gallieno Ferri'nin kitap fuarı için İstanbul'a geleceği açıklandıktan sonra birçok gazete ve dergi çizgi romanlardan,özellikle de Zagor'dan, uzun süre bahsetti. Basının çizgi romanlar hakkındaki haberleri sizce en fazla ne kadar daha sürer?
L.T: Geçen hafta iş seyahatim dönüşü Pegasus uçağında Pegasus dergisinde fuar haberine ve geniş bir Ferri haberine rastladım. Bunlar güncel etkilerdir. Ancak doğrusu şimdiden kaybolmaya başladığını düşünüyorum. Çizgi roman okuyan camiadaki etkileri hiçbir zaman bitmeyecektir. Ancak popüler kitlede herhangi bir olaydan ibarettir ve fuar sonrasında bitmiştir. Daha kalıcı olabilmesi için bu tür faaliyetlerin sürekli ve artarak devam etmesi gerekir. Bir kere yetmez.  

K.G: G. Ferri'yle birşey konuştunuz mu? Konuştuysanız,çok özel değilse, bizimle paylaşır mısınız?
L.T:  Usta çok yoğun ilgi altında hepimize bol zaman ayıramadı tabii. Ancak algıladığım kadarıyla o artık kendisi Zagor olmuş. Kolay değil, uluslararası bir marka yaratmış ve o markayla ömrünü tamamlamış. Bu nedenle Zagor hakkında bir şey sorulmadıkça konuşmuyor. Herkesin ona baktığında Zagor’u gördüğünün farkında değil. Zagor’la bütünleşmiş çünkü. İstanbul’dan konuşmayı daha çok tercih ettiğini fark ettim. Ferri’nin gelişiyle Zagor’un İstanbul’a gelişi aynı anlamı taşıyor bence.    

Zagor

K.G: Koleksiyonunuzda kaç tane çizgi roman var?
L.T: En son sayım yaptığımda cilt içindeki fasiküllerin veya ciltlerin de her birini sayı kabul edersek 10.000’i geçtiğimi görmüştüm. Şimdi kaç tanedir bilmiyorum… Sayım yapmak yorucu bir iş.


K.G: Son olarak söylemek istediğiniz herhangi birşey var mı?
L.T: Sizin gibi genç çizgi romanseverlerin böylesine güzel çalışmalar yapması, çizgi roman sanatını seviyor ve değer veriyor olmaları beni hem çok umutlandırıyor hem de sevindiriyor. Atatürk’ün düşündüğü gibi gelecek, genç nesillere emanettir. Sanatımız da sizin gibi gençlere emanettir. Ve siz gençler, enerjinizi ve gücünüzü bizden olan eserler oluşturmak için harcayın lütfen.

Bütün çizgi romanseverleri gerçek çizgi roman sevdalıların adresi www.altinmadalyon.com ’a bekliyorum.  
K.G: Sorularıma verdiğiniz bu güzel yanıtlar için çok teşekkürler.

5 yorum:

hayal kahvem dedi ki...

Sevgili Kültürel Güncel
Sayenizde gene hoş bir muhabbet ortamında bu kez Lami Tiryaki ile ilgili bilgiler aldık. Bir üyesi olarak Altın Madalyon'dan çok bilgilendiğimi itiraf etmeliyim.
Lami Tiryaki ve bir grup çizgi roman sevdalılarının, memlekette okumanın gelişmesi adına çok faydalı işler yaptıklarına inanıyorum. Kültürel Güncel olarak sizin blog da böyle güzide insanlara moral verip, manen destek oluyorsunuz ya bir okur olarak size teşekkür ediyorum.

Kültürel Güncel dedi ki...

Merhaba Hayal Kahvem,
Bu güzel yorumunuz için çok teşekkürler.
Ben de bir çizgi roman sevdalısıyım. Eğer dediğiniz gibi bir katkım olmuşsa ne mutlu bana.
Sevgiler...

Hasan dedi ki...

Uzun yıllardan beri yazılarını gördüğüm biriydi Lami Tiryaki. Güzel sorular ve güzel cevaplarla dolu bu röportaj için sizi tebrik ederim.

Adsız dedi ki...

Harika bir röportaj!

Adsız dedi ki...

Lami tiryaki bey.ben ressam yüksel akman.çelik belek İstanbul'da adlı çizgi romanın çizeri olarak (yüksel akman)olabilir diye belirtmişsiniz.mecmua ya bakarsanız benim imzamın olmadığını anlayacaksınız.(çizeri Rasim abaydır)lütfen düzeltide bulunun.aksi taktirde böyle birşey de adımın geçmesinden dolayı maddi manevi dava açmak zorunda kalacağım.