22 Temmuz 2014 Salı

Çizgi romanda propaganda ve ırkçılık karşıtlığı

PROPAGANDA ARACI OLARAK ÇİZGİ ROMAN

Sorgulayan herkesin bir siyasi, politik bir görüşü vardır, "siyasi ya da politik herhangi bir görüşüm yok" cümlesi bile içinde gizli bir politik duruş barındırır. Sanatçıların da bu tür görüşlerinin olması elbette gayet normal. Ne var ki, toplumun farklı kesimleri onları tarafsız olmamakla suçlayabilmekte çoğu zaman. Her toplumsal olayda gözler bu kişilerin üzerine çevrilir; susacaklar mı, konu hakkında fikir beyan edecekler mi diye merakla beklenir. Eğer sanatçının siyasi görüşü biliniyorsa karşıt görüşte olanlar sanatçının yapıtında siyasi propaganda saklı olduğunu iddia edebilirler. Bu iddialar bazen doğrudur, bazense iddiadan öteye geçemezler. Tabii şu unutulmamalı ki, sanatçılar "adil" olmak zorunda değildir. 

Bu girişten sonra çizgi romanlara az çok ilginiz varsa muhtemelen bildiğiniz bazı örnekleri anlatıyorum. Eskiden yazdığım bu yazıyı -bana şimdi her sene arkeologlara Barbar Conan'ın memleketini farklı bir yerde bulduran bazı gazetecilerin yaptığı, derinliği olmayan, doldurma yazılardan biri gibi gelse de- taslaklarda duracağına yayımlayayım dedim. 


* Irkçı ve kapitalist Tenten:

Tüm dünyada en çok okunan çizgi romanlardan olan Tenten’in Kongo’da geçen macerasında siyah tenli insanlar aşağılık ve aptal olarak gösterilmiştir. Hatta maceranın son karesinde -Tenten’in köpeği- Fındık’ın totemi önünde eğilen zenciler görülmektedir. Fransa’da yaşayan bir Kongolu bu duruma içerleyerek, söz konusu çizgi romanın yasaklanması için bir süre önce mahkemeye başvurmuştur. Bir sonuç çıkmasa da Herge çok tartışılan bu yapıtının “gençlik günahı” olduğundan bahsetmiştir.

Ayrıca aynı albümde hayvanlara karşı şiddet ağır bir biçimde gözler önüne serilmiştir. Örneğin bir gergedanı avlamak isteyen Tenten istediğini başaramayınca sinirlenip, onu barutla patlatmıştır. Kendi çıkarlarını korumak arzusuyla dünyayı istediği gibi sömüren bir düşünce hakimdir. Albüm daha sonradan bu bölüm sansürlenerek yayımlanır. 


* Western'lerdeki Kızılderili düşmanlığı:

Western temalı çizgi roman ve filmler çoğu zaman, Kızılderililere karşı yapılmış soykırımın haklı gerekçeleri olduğunu savunur. Beyazlar uygar ve temiz kalpli, Kızılderili kabileleri barbar ve kin dolu gösterilir. Birçok hikayede, okurun kendini özdeşleştirmesi amaçlanan beyaz ve adalet savunucusu kovboylar vardır. 

Kıtanın gerçek sahibi değil de işgalcilermiş gibi gösterilen yerliler tek tük kurdukları birkaç cümlede yalnızca “Kafa derin kemerimi süsleyecek soluk beniz!” gibi ifadeler kullanır. Oysa bazı Kızılderililerin düşmanın kafa derisini yüzmeyi, kıtaya göç eden beyazlardan öğrendiği söylenegelmektedir. 




* İki ayrı Kit Carson:

Teks’in dostu, İhtiyar kurt Kit Carson gerçekte Kızılderililerin baş düşmanıdır. Yüzlerce yerliyi öldürmüştür. Hatta yaptıkları kötülükler kendisine o kadar az gelmiştir ki bir de Kızılderililerin bir zamanlar mutlu mesut yaşadığı bölgedeki şeftali ağaçlarını yaktırmıştır. Oysa çizgi romanında onu gerçeğinden tamamen soyutlanmış bir biçimde bilip sever çizgi romanın okurları. 

Aksi örnekler de bulunmaktadır. Mesela Kaptan Swing’in en yakın iki dostundan biri olan Gamlı Baykuş her ne kadar batıl itikadı fazlasıyla olsa da iyi bir Kızılderili olarak gösterilir. Beyazlarla iyi geçinmesi etkeninin payı da yok değildir. 

Bu arada Tommiks ve Teksas’ın bazı maceralarında onların da kahramanlaştırıldıkları olmuştur.



















* İntikam arzusuyla ırkçılık arasında gidip gelen Kinowa:

Sam Boyle adlı adam; çocuğunu kaçıran, karısını öldüren ve kafa derisini yüzen Kızılderililere karşı intikam yemini eder. Ve ördek derisinden yaptığı maskeyle onlara karşı bir katliama girişir. Karşısına çıkan, yalnız yakaladığı tüm Kızılderilileri öldürür. Yıllar önce kaçırılan oğluna kavuştuğundaysa öfkesi az da olsa diner. Ve bu anlamsız vahşete bir son verir. 


* Komünist Şirinler:

Çizgi filmleri de olan Şirinler, birçok büyümüş çocuğun da vazgeçilmezleri arasındadır. Ancak nedense birkaç yıldan beri hiçbir televizyon kanalı tarafından gösterilmez. Kesin olarak açıklanmasa da Şirinler komünal yaşam sürdüğünden yayından kaldırıldığı iddiası ayyuka çıkmıştır. Hatta İngilizce adının "Socialist Men Under Red Flag"ın (Kızıl Bayrak Altındaki Sosyalist Adamlar) kısaltması olduğu düşüncesi yaygındır. 

İngilizcede adı “Smurfs” olan küçük mavi yaratıkların yayından kalkma nedeninin bir şehir efsanesi oldukları apaçıktır. Çünkü “Smurfs” İngilizceye çevrilmiş halidir. Orijinal isim Schtroumpfs'tur.

Diğer iddia olan Şirinlerin komünal yaşam şekline gelince… Hiçbir şirin para kullanmaz, her istediğine anında sahip olur. Tembel şirin dahi diğerleriyle aynı haklara sahiptir.  Şirin çileği tarlasında Çiftçi Şirin çalıştığı halde, her şirinin orada hakkı vardır. Tüm bunlara bir de Şirin Baba’nın tıpkı Karl Marx gibi sakallı oluşu eklenince ortaya “Komünist Şirinler” söylentisi çıkmıştır. 

ÇİZGİ ROMANDA IRKÇILIK KARŞITLIĞI

Art arda okuduğum iki çizgi roman aynı konudan bahsediyordu: Irkçılık. İkisinin de derdi, tasası, mesajı aynı. Irkçılık karşıtlığı ve ırkçılarla mücadele… Ama kahramanlardan biri Martin Mystere, diğeri Kızılmaske olunca çözüm için kullanılan “yöntemler” epey farklı oluyor. 


KIZILMASKE KU KLUX KLAN’A KARŞI: 


Kızılmaske’nin "Zenci Düşmanı" adlı macerasında Jim adlı siyahi bir erkekle evli olan June Carter, kocasıyla birlikte –şehrin keşmekeşinden sıkıldığından- Teksas’taki “Mouldy Hill” kasabasına yerleşmeye karar vermiştir. Planlarına göre Jim, orada June’un teyzesinden kalan bir dükkanı işletecektir. June ise kasaba doktorunun sekreterliğini yapacaktır. 

Bu şirin kasabada mutlu olacaklarını düşünseler de henüz ilk günlerde kasaba halkının gerçek yüzünü görürler. Bu kasaba siyahilerden nefret eden, onlara ikinci sınıf muamelesi yapan insanlarla doludur. Hatta dünyayı onlara zehir etmek için kurulmuş “Klux Ku Klan” adlı karanlık örgüt –Belediye Başkanı Emerson liderliğinde- burada da faaldir. 

“Kasabadan hemen gitmezsen…” diye başlayan tehditlere boyun eğmeyeceğini söyleyen Jim içinse durum içler acısıdır. Yine de her şey bitmiş değildir, çünkü hala iyi insanlar vardır: Siyahilere olması gerektiği gibi davrandığı için dışlanmış kasaba doktoru, June’un arkadaşı Diana Palmer ile Kit Walker gibi… 





Martin Mystere, Blues, Robert Johnson ve Şeytan

Müzik insanları etkiler kuşkusuz. Benliğimize işler. Kimi zaman tüyleri diken diken eder, kimi zaman duygusallaştırır bizi. Peki, insanları yönlendirebilir mi? Yönlendirme, savaşma isteğini körüklemek için marşlarla yapılabiliyorsa, barış için yapılabilir mi? ABD, Vietnam Savaşı'nda askerlerinin dinlediği radyolarda çalınan müzikler yüzünden mi başarısız olmuştur? 

Bu iddialar Martin Mystere'nin bir macerasında dillendiriliyor. Ayrıca müziğin gücü tartışma konusu haline getiriliyor. Belki de genelde baskıcı rejimlerin müziği yasaklayıp, sınırlandırması müziğin benliğinde barındırdığı bu güçten kaynaklanıyordur. 

Çok sevilen ve geniş bir hayran kitlesi olan Blues’cu Robert Johnson, şehir efsanesine göre, bir gün bir yol ayrımında Şeytanla karşılaşmış. Ve bir anlaşma yapmışlar. Şeytan onun gitarına –ona şöhret getirecek- özel bir akor yapmış. O ise karşılığında ona ruhunu satmış…

Johnson’ın müziğiyle kitleleri etkilemedeki başarısı Şeytan’a bağlanmakta. İşte bu efsaneye Martin Mystere’ın “Blues Aşıkları” ve “Kukuletalılar” maceralarında çok ilginç bir taraftan yaklaşılmış. (Çok yüzeysel bir yorum oldu, farkındayım ama güzel bir çizgi roman, okumalısınız :))

Gelelim bu maceranın ırkçılıkla bağlantısına... Bu çizgi romanda da ABD'deki siyahilere karşı ırkçılık işlenmiş. Müziğin iki işlevi var bu kitapta: "yanlış ellere geçerse çok tehlikeli bir silah olacağını", iyiler tarafından da tıpkı "söz" gibi savaşı kesebilecek şekilde kullanılabileceğini görüyoruz. 


Yazıda bahsi geçen maceralar:
  •          Martin Mystere – Lal Kitap/Yeni Seri/94-95
  •          Kızılmaske- Demirbaş Yayıncılık – İnce seri-1

Hiç yorum yok: