23 Temmuz 2014 Çarşamba

Amatör Çizerin El Kitabı

Türkiye’de mizah dergileri kısıtlı çizgi roman üretiminin soluk noktası adeta… Tabii üretim alanı kısıtlı olunca çıkan işlerin kalitesi belli bir seviyenin altında oluyor kimi zaman. Çalakalem çizimler ve komik olmayı beceremeyen; küfür ve kötü davranışları her şeyin merkezine koyan, tek boyutlu esprilerin popüler olmasını yadırgıyorum. Ersin Karabulut’sa, bu dergilerde çizgi roman üreten ve yaptığı işin hakkını veren en iyi sanatçılardan biri. Sanatçının dördüncü çizgi roman albümü “Amatör” Uykusuz’da yayımlanışının ardından kitap olarak basıldı.


Karabulut, hayatından kesitler anlattığı ve oldukça tanınmasını sağlayan “Sandık İçi” adlı köşesinde “gerçekten” yaşadığı ve hissettiği şeylerden bahsettiğini yinelemiştir çok kez. Bunu, bazı okurlar köşenin samimiyetine rağmen halen anlatılanların gerçekliğinden kuşku duyduğu için yaptığına da değinmiştir. Kendi gerçekliklerini kağıda dökerken, mizahı öne çıkarsa da sözlerinin doğruluğuna; bu köşesini yakından takip eden biriyseniz inanırsınız. Çünkü uydurulamayacak kadar küçük ayrıntılara yer verir ve bu ayrıntılar birleştirildiğinde hiç mi hiç sırıtmaz. Onu çok uzaktan da olsa tanıyorsunuzdur artık, çocukluğundan şimdiki haline kadar…


Otisabi
Uykusuz’da haftalar boyu bölüm bölüm yayımlanan (tefrika edilen) “Amatör” ve “Sevgili Günlük” ise kurgu yönleri daha ağır basan ve mizahın çok da işin içinde olmadığı çizgi romanlar. Figen adlı genç bir kadının yaşadığı hafıza kaybı sonrası hayatındaki gariplikleri fark edişi ve sürpriz bir sona sahip olan “Sevgili Günlük”ü -bu yazının konusu olmadığından- bir kenara koyacak olursak, “Amatör”de Uykusuz mizah dergisinden kimi gerçek kişilerin yer almasının çizgi romana sağlam bir gerçeklik havası kattığını söyleyebiliriz. Tabii yan karakterlerden bazıları gerçek olsa da okuduğunuzun bir “kurgu” olduğunu unutmamanız gerek! Mesela, Otisabi adlı kadın-erkek ilişkilerini ele alan bir diğer çizgi kahramanın yaratıcısı Yılmaz Aslantürk’ün kendi karakteriyle özdeşleştirildiğini görüyoruz Amatör’de. Bir başka çizerin temsil ettiğiyse hırs ve maymun iştahlılık… Bunlar, her kurgu metinde olduğu gibi çatışmayı sağlayacak unsurlar kazandırma gereğinden doğmuş elbette ama, Uykusuz dergisinin odağında olduğu hikayenin gerçeklik hissi buradan ve kahramanların bildik mekanlarda boy göstermesinden geliyor.

***


Yalçın “sıradan” bir genç… En büyük hayali; hayatlarına imrendiği, hatta ilah gözüyle baktığı Uykusuz’daki mizahçıların yanında çizim yaparken sabahlamak! Anne ve babasının “bir an önce oku veya iş bul da adam ol” telkinlerine ve “mizah yapmanın” hobi olarak görülmesine karşı çıkıyor. Uykusuz ekibine katılmak isteyen herkes gibi birkaç çalışmasını toplayıp derginin amatör gününe gidiyor. Havada kapılacağını düşündüğünden, işlerini götürürken özgüveni zirvede… Her bir karikatürünün altına telefon numarasını özenle yazmış, köşesinin adını bile bulmuş hatta: “ÇınÇın!” Soyadının ilk hecesinin tekrarından oluşuyor bu ad, Yalçın o zaman bu ismin lakabı olarak kalacağını bilmiyor.

Okullardaki aşı kuyruğunda yaşanan durumun bir benzeri Yılmaz Aslantürk’ün odasında yaşanıyor. Heyecanı diğer amatörlere gelen her eleştiride biraz daha artarken; sıra kendisine geldiğinde özgüveni hepten yitmiş, endişeden ibaret bir halde “Otisabi”nin karşısına çıkıyor. Sonuç hüsran elbette, ağzından en fazla birkaç sözcük dökülüyor ve odadan hayalet gibi ayrılıyor. Yerin dibine giremeyeceğinin farkında olduğundan elinden gelen en büyük şey bir daha Uykusuz’un da karikatürün de mizahın da adını anmamak olacak büyük olasılıkla… Ama dünyanın bir köşesinde bir kelebek kanat çırpıp, buna engel oluyor: Yalçın’ın arkasından bir başka amatör; Tarkan ona sesleniyor. Tanıştıktan sonra bir yerlere oturup, sohbete girişiyorlar. Yalçın’ın Uykusuz’la bağlarını koparmamasına neden oluyor Tarkan. Amatör gününde gördüğü Aybike adlı bir kız ve ilerleyen günlerde alacağı bir telefon çağrısı bunu perçinliyor. Hayat, Yalçın’ın beklentilerinin yörüngesinde ilerlemiyor olsa da; yaşadıkları onun, hakkında en iyisinin her zaman istediği olmadığını anlayıp, “amatör”lükten sıyrılmasını sağlıyor bir anlamda…

* * *

Ersin Karabulut “mizah dergileriyle yatıp kalkan, çevrelerindeki tüm engellere rağmen yazar-çizer olmak isteyen genç dostlarımıza” şeklinde ithaf ettiği kitabının sonunda bir de çizgi roman ve karikatür üretimi hakkında ipuçları vermiş. Amatörler ve işin mutfağını merak edenler için oldukça yararlı bir bölüm olmuş bu. Kaliteli baskılı, sert kapaklı “Amatör”, Ersin Karabulut’un her zamanki gerçekçi çizimleriyle okunmayı bekliyor.

Mustafa Men
Not: Bu yazı ilk olarak Tırtıl Fanzin #1'de yayımlanmıştır. 

Künye: 
Ersin Karabulut / “Amatör” 
Mürekkep Basım Yayın 
Kasım 2012 / 64 sayfa

1 yorum:

Gülni... dedi ki...

Ersin Karabulut herhalde en sevdiğim lise yıllarından bu yana vazgeçemediğim..
Ah figen ah diyorum ..