1 Ocak 2013 Salı

İtalyan çizgi romanı üzerine 8 soru - 8 cevap:


          Ülkemizde “çizgi roman” denince akla ilk olarak İtalyan ekolünden çıkmış yayınlar gelir. Amerikan, Fransız-Belçika, Japon ve yerli yapımlarla piyasa ne kadar çeşitlenirse çeşitlensin en çok konuşulan çizgi romanlar çoğunlukla “fumetti” diye adlandırılan İtalyan ekolündendir. Esse Gesse, Sergio Bonelli Editore gibi gruplardan çıkan ve artık klasikleşmiş olanların yanına katılan yeni kahramanlarla büyüyen bu ekol, ülkemizde halen diğerlerinden ayrı bir öneme sahip. 


          Çizgi romana gönül vermiş senarist, ressam, yazar ve okurlardan oluşan sekiz kişiye; fumetti türünün diğerlerine oranla daha çok tercih edilmesinin nedenleri, tür içinde westernin ve Bonelli’nin liderliği, yayınevlerinin aynı kitapları tekrar tekrar basıp basmamaları gerektiği ve Sergio Bonelli’nin yakın zamandaki vefatı gibi konularda sekiz soru sordum. Aşkın Güngör, Engin Gül, Fuat Aktüre, Hakan Tunga Kalkan, Haşim Öz, Lami Tiryaki, Ümit Kireççi ve Yıldırım Örer’in yanıtlarını okurken keyif alacağınızı düşünüyorum.
(Not: Bu yazı bir yıldan uzun bir süre önce hazırlanmıştır.)

NEDEN FUMETTİ?
Martin Mystere
* İtalyan çizgi romanları sürekli olarak satılan, okurun diğer çizgi romanlara oranla daha çok şans verdiği bir tür. Bu, fumettilerin daha gerçekçi kabul edilmesinden mi kaynaklanıyor; yoksa çocukluktan gelen körü körüne bir bağlılık mı sizce?

Lami TİRYAKİ
(Çizgi roman araştırmacısı ve koleksiyoncu)
Sorduğun soru, çizgi roman camiasında en çok konuşulan konulardan biridir. Fumettilere çok şans verilmesinde çocukluk hevesiyle körü körüne şans verilmesinin payı yok denemez. Ama ben bunun ağırlıklı olduğunu sanmıyorum. Hayata yakın gerçekçi hikayeler olması bence birinci nedendir. Okur, kim olursa olsun, okuduğunda ya yaşadığı hayatın gerçekçi analizlerini görmek ister ya da kendini bulmak ister. “Comics”lerde Spiderman'in tartışmasız üstünlüğünün nedeni budur. Spiderman gerçek hayata en yakın comics eseridir.

Mister NO
Fumettilerde okur, hem gerçek hayatı, hem kendini buluyor, hem de gerçek hayatta yaşayamadığı veya yaşayamayacağı fantastik maceralara gerçekmiş gibi dalıyor. Hatta çoğu kez kendini özdeşleştirebiliyor. Süper kahraman kostümlerini giyip (tam kostüm kastediyorum, Süpermen tişörtlerini değil) sokaklarda dolaşan insanlara "hafif kaçık" gözüyle bakarlar. Ama Martin Mystere saha kıyafetini giyip dolaşana kimse dönüp bakmaz. Mister No'yu bilmeyenler, Mister No'nun kıyafetini giyip dolaşanların üstündekinin ne olduğunu bilemezler bile.

Sonuç olarak; nostalji elbette önemlidir. Ama aslolan gerçekçi hikayelerin kabul edilebilir bir fanteziyle okurlara sunulmasında yatmaktadır. 

Tommiks
* Türkiye’de birçok kişi “çizgi roman”ı tanımlarken fumettiyle sınırlıyor. Bunun sebebi ne olabilir?

Engin GÜL
(Altın Madalyon e-dergi editörü) 
Sorunun cevabı, sorunun sorulduğu kişinin yaşı çizgi roman kültürü ile ilgili birikimiyle alakalı kesinlikle. Ülkemizde çizgi romanın altın çağı olarak adlandırabileceğimiz 1950-1990 yılları arasında, çocukluk ve gençlik dönemini geçirmiş; internet, bilgisayar ve hatta televizyonun hiç olmadığı (veya yaygın olmadığı) dönemde yaşamış olan kitlenin okuduğu çizgi romanların ağırlıklı olarak "fumetti" kökenli olması, bu kitlenin zihninde "çizgi roman=fumetti" kavramının yerleşmesine neden olmuştur bence.


Kinowa - Samim Utkun çizimi

Aynı soruyu 1980 sonrası kuşağına sorsanız alacağınız cevap fumettilerle sınırlı kalmaz kesinlikle. 1980 sonrası ülkemizde özellikle Spiderman, Superman, Batman, Conan gibi sinemanın görsel diliyle de ete kemiğe bürünmüş comics karakterleri, son bir kaç kuşağın zihninde fumettilerden daha çok yer etmiştir kesinlikle. Buna tüm dünyayı saran “manga” çılgınlığını da eklersek özellikle son jenerasyondan herhangi bir fumetti karakterini bile cevap olarak duyamayabilirsiniz. “Altın çağ”da tirajı yüz binleri bulan fumettileri tüketen kitle “Bunların yazarı, çizeri kimdir?”, “Falan seri kaç kitaptan oluşur?” gibi soruları merak etmeden, bir çeşit fast-food tarzı diyebileceğimiz çizgi roman tüketimi davranışı sergilemişlerdir. Aynı kahramanların aynı maceraları yıllarca tekrar baskılar yapmış, aynı kişilerce tekrar tekrar alınıp, okunmuştur. (Üstelik bu yüksek tirajlara rağmen doğru-düzgün koleksiyonları bile yapılamamıştır.) Kimi zaman yerli çizerler bile bu fast-food tarzı tüketime malzeme yetiştirmeye çalışmıştır. (Samim Utkun'un yerli Kinowa çalışması gibi)


Günümüzdeyse -az sayıda ama- neredeyse hepsi koleksiyoncu diyebileceğimiz; okuduğu çizgi romanın yazarına, çizerine, edisyonuna dikkat eden; beğenilerine göre çizgi roman seçen; daha bilinçli bir çizgi roman okuru profilinin varlığından rahatça bahsedebiliriz. Bir de bu kitleye sorun bakalım sorunuzu, size neler neler anlatır, şaşar kalırsınız…

Tam kadro Sergio Bonelli Editore kahramanları

Dylan Dog
BONELLİ’NİN LİDERLİĞİ

* Yıllardır İtalya’da hem senaristlik hem de çizerlik yapıyorsunuz. Sizinle yaptığım röportajda “İsmi en çok anılan da olsa, Bonelli yayınlarının hepsi, İtalya’nın en iyileri değiller,” demiştiniz. Ama halen Bonelli’nin yayınları ülkemizde en çok satan çizgi romanlar. Bu konuda fikrinizi alabilir miyim?

Yıldırım ÖRER
(Çizgi roman senarist ve çizeri) 
Bonelli gibi büyük bir yayınevi ne yazık ki çok iyi yayınların yanı sıra, çok da kötü yayınlar sunuyor piyasaya... Ve kendi kalitesini düşürüyor, kendi çabalarıyla. Yine ne yazık ki, son yıllarda yaptığı yeni atılımlara seçtiği kalitesiz çizerler yüzünden, satışlarda çok kötü sonuçlar elde ediyor. Ama elbette ki hem en çok satan, hem en çok konuşulan yayınevi olarak, "fumetti" bayrağını önde taşıyor. Çünkü en az bir düzinelik ürünleriyle bayideki ilk yeri dolduruyor. Hepsinden daha önemlisiyse, "ucuz bir fiyata"...

Zagor
70 yılı aşmış bir geçmişi olan bir yayınevi, bu alana verdiği hizmetlerle, yarattığı kahramanlarla "fumetti" ismini tüm dünyaya gururla tanıttı... Kendine has bir "İtalyan Stili" yarattı anlatımda, çizimde ve grafikte.

Yıldırım Örer'in çizdiği Dago
Fakat başı çeken Tex, Dampyr, Dylan Dog ve Zagor gibi kahramanların dışında, diğer yayınların hepsi bu benim kalitesi düşük çizgi romanlar sınıfına koyduğum ürünler... Ama onların gerektiğinden fazla okunmasının sebepleri de Bonelli'nin yayımlamış olması ve düşük  fiyatlara satılmaları... Aynı sebepler Türkiye için de geçerli. Türk okuyucusu da onlara en düşük fiyatlarla sunulan yayınlardan başka tercihi olmadığı için, Bonelli'nin yayınlarını okumaktan vazgeçemiyorlar sanırım... İyi de ediyorlar tabii...



Caravan


* Ülkemizde “Fumetti” denince akla ilk olarak Bonelli yayınlarının çıkardığı çizgi romanlar geliyor. Siz genelde fumetti yayınlayan bir yayınevi sahibi olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Fuat AKTÜRE: 
(1001roman Yayıncılık'ın sahibi) 
Türkiye'de Pecos Bill'den sonra (1952) haftalık yayınlanan ve tek kahramanı konu alan çizgi romanlar Teksas ve Tommiks'tir. (1955) Daha sonra (1962) Zagor-Kinova (sonra Tex) ile Bonelli macerası başlar. Bence sorunun cevabı, 1970'lerden sonra yayına başlayan Zagor ve Tex 'in (daha sonra Martin Mystere-Mister No-Nathan Never-Julia,...) maceralarının hala "ve inatla" yayınlanıyor olmasıdır. Günümüzde İtalya'da fumetti yayımlayan birçok yayınevi olmasına rağmen bence en iyi yaratıcı-yazar ve çizerler Bonelli'dedir ve mecburen "içlerinde bizim de olduğumuz" yayınevleri Bonelli eserlerini tercih etmişlerdir.

Volto Nascosto


















Buna bağlı olarak şunlar eklenebilir: Yukarıda dediğimiz gibi en ünlü yazar,çizer kadrosu Bonelli'de olduğundan ve bu kişiler hünerlerini tek bir kahramanda değil hemen tüm kahramanlarda kullandığından okuyucular beğendikleri "tek" kahraman ile beraber beğendikleri kadronun oluşturduğu diğer kahramanların maceralarını da takip eder olmuşlardır.Bu da Türkiye'de olduğu gibi İtalya'da da Bonelli markasının fumetti ile özdeşleşmesini sağlamıştır.

Sergio Bonelli
* Sizce Sergio Bonelli'nin vefatı, yayınevini kısa ya da uzun vadede etkiler mi?
Mehmet Haşim ÖZ
(HOZ Comics'in sahibi)
Etkilemez. Çünkü Sergio Bonelli Editore artık kişilerin yönettiği bir aile yayınevi değil, dünyaya hitap eden bir koca kurumdur. Planlar programlar yıllık çıkar. Ve uygulanır.

Zagor ve Hellingen
NASIL BİR FUMETTİ?
* Sizce bir fumettide olması gereken, yapıtın keyifle okunmasını sağlayacak özellikler nelerdir?
Aşkın GÜNGÖR
(Fantastik ve bilimkurgu edebiyatı yazarı)
Ben kendimi fumetti konusunda uzman görmüyorum. Gene de Zagor, Mister No okuru ve Martin Mystere koleksiyoneri olarak söyleyebileceğim öncelikli şey, gizem olurdu. Evet, yazılı eserlerde de, çizgi romanlarda da beni cezbeden şey gizemdir. Çok genel anlamda bir gizem olgusundan söz ediyorum yalnız. Bilimkurgu, fantastik, güncel yaşam, tarihi... Konu ne olursa olsun, öykünün gizem kılıfına sarılıp aktarılması, kullandığı yaratıcı hayal gücünün işlenişidir beni etkileyen. Elbette konu çizgi roman olunca, işin doğası gereği çizgi estetiği ve kare yorumları da beğeniyi etkiliyor, inkar edemem. Ama şöyle bir düşündüğümde, beni bugüne dek etkileyen çizgi romanların çizgisinden ziyade konusunun zihnimde yer ettiğini görüyorum.

Tex
Judas
* Ülkemizde en sevilen fumettiler, kuşkusuz, western temalılar. Birbirlerini çoğu kez tekrar etseler bile neden bu tür tercih ediliyor?
Hakan Tunga KALKAN
(Kahramanlar Sinemada'nın yazarı)
Ülkemizde western temalı fumettilere gösterilen büyük ilgi günümüzde de devam ediyor. Bunun sebebi çizgi roman takipçisi denilen kesimin profilinin içerisinde yatıyor. Günümüzde çizgi roman takipçileri içerisinde genç nesil pek yer almıyor. Çizgi roman satan yerlere gittiğimde veya forumlarda halen düzenli olarak çizgi roman takip edenlerin genelde 30-35 yaş ve üzeri kişilerden oluştuğunu görüyorum.

1985 yapımı Tex filmi
          Fumetti çizgi romanların 1980’lerden önce teması ağırlıklı olarak western üzerineydi. Zamanla fumetti de kendi içerisinde bir değişim geçirdi. Özellikle 1980’lerin ortasından sonra ortaya çıkan yeni karakterlerde polisiye ve mistik konular ön plana çıkmaya başladı. Ancak çizgi roman takipçisi olarak isimlendirdiğimiz kesim orta yaş ve üzeri kişilerden oluştuğu için onlara çizgi romanı western temalı fumettiler sevdirmiş oldu. Çocuk yaşta başlayan bu sevgiye çizgi roman takipçileri günümüzde de sahip çıkmaya devam ediyor. Çünkü onlar hayal kurmaya western temalı fumettiler ile başladılar. Benzer durum İtalya’da da geçerliliğini koruyor diyebiliriz. Tex’in çizgi romanları günümüzde İtalya’da en yakın takipçisinin iki misli satıyor. Fakat İtalyan okurların yeni temalı fumettileri daha kolay benimsediğini düşünüyorum. Mesela ülkemizde severek takip edilen Büyülü Rüzgar çizgi romanı yeni temalar üzerine kurulan fumettilerle aynı dönemde basılmaya başladı ama yayın hayatı geçtiğimiz aylarda İtalya’da sona erdi.
Billy The Kid - Ölmeyen Kin, orijinal kapaklar
 Westerne ülkemizde olan ilginin farklı sebepleri de var. Her ne kadar teknolojinin hakim olduğu bir tüketim toplumunda yaşasak da “at-avrat-silah” duygusu bizlerin içerisinde yatıyor. Western teması bu üçlemeyi tamamen içerisinde barındırıyor. Mesela oyuncak dükkanlarında bazı ürünlerin popülerliği yok olabilir ama oyuncak tabanca daima satılmaya devam edecektir. Çünkü erkek çocuklarının bu ilgisi yok olmayacaktır.

Kit Taylor
Teksas



















Tommiks

* Sizce defalarca yayımlansa da halen alıcısı olan fumettileri yayımlamak mı, bunun yerine “bilinmeyen sulara yelken açmak” mı daha doğru bir adım olur yayıncılar için?

Ümit KİREÇÇİ
(Çizgi Roman Okurları Platformu yöneticisi)
Çizgi roman okurlarımızın büyük bir kısmı yayınevlerine akıl vermeye bayılır. İşlerin nasıl yürüdüğünü bilmeden dağıtım sorununu çözmeye çalışanı, fizibilite raporları çıkarmaya kalkışanı, fiyatları düşürme formülleri arayanı, ne basmaları gerektiği konusunda kendisinde fazla olduğundan akıl vereni ve neyi hiç veya tekrar basmaması gerektiğini söyleyeni… Çizgi roman okuru her şeye karışmaya bayılıyor sözün kısası.

     Genişçe bir kısım çizgi roman okurunun tekrar basımlara tepki koyması da genelde bu geleneksel alışkanlıktan ileri geliyor gibidir. Şu ana kadar “Klasikler basılmıştı, artık roman sektörü bunları basmasın,” diyen bir roman okuruna rastlanmamıştır. Veya “Bu filmin videosu var, cd’si çıkmasın,” diyen bir sinema izleyicisi de görülmemiştir. Ama “bu basılmıştı başka bir şey basın” diyen çizgi roman okuru doludur ortalık. Neden? Nedeni basit: Bu sektörün tek okuyucusu onlar! Onlar okumuşsa bir şeyi, yenisini sunmak gerekir. Zaten tek alıcı da onlardır! Ama işin tuhaf yanı yeni ve farklı türleri okumazlar bu okurlar, okusalar da onları anlamaya çabalamazlar. Diğer sanatlarda okur/izleyici belli türlerden zevk alsa da o sanat dalına bir bütün olarak bakabiliyorken çizgi roman okuru kendi küçük beğeni dünyası kadar açık algıyla gezer ortada. Yeni yayınlar ister ama beğenmediği her yayının da basılmaması için mücadele eder. Bu arada da birçok ayrıntıyı atlar. Zaten gözünün önünde olsa da görmeme eğilimi vardır.
Tombrax
Swing

    Eski çizgi romanların tekrar basımı yayınevine para kazandırıyorsa doğru bir ticari girişimdir her şeyden önce. Hobi olarak yayıncılık yapılıyor da olsa bu ülkede hiç kimse çocuğunun nafakasını romantik düşler için batırmak istemez. Bununla birlikte eski baskıların kağıt, format, çeviri, dil, baskı kalitesi gibi birçok önemli unsurdan ödün verdiği biliniyor. Şimdilerde bu açık kapatılıyor ve tekrar basımlarla çizgi roman hak ettiği muameleyi görüyor. Yeni gelişen çizgi roman okuruna alışık olduğu kalitede eser sunuluyor. Eski okurlar da ödün verilenlerin neler olduğunu görüyor ve kıyaslama şansına sahip oluyor. Ya da bu şansı kullanması umuluyor…


Özetlemek gerekirse hangi tür çizgi roman olursa olsun tekrar basılıyorsa ve bu tekrar basımda çizgi romana hak ettiği değer veriliyorsa buna karşı çıkmak yerine yayınevine destek olacak yeni okurlara ulaşmasına çabalamak gerekir. Eskiden at vardı, arabaya gerek yok, demenin alemi yok…




Kültürel Güncel'den fumetti önerileri: 
* "Billy The Kid - Ölmeyen Kin" - 1001roman: 
Vahşi Batı'nın ünlü kovboyu Billy the Kid'in, şerif olan dostu Garrett tarafından ihanete uğrayıp ölmesinin ardından dirilip -zombi olarak- intikamını almaya çalıştığı çizgi romanda birçok farklı esere gönderme yapıyor. (Tür: Zombi-Western) 
* "Gözler ve Karanlık" - Hoz Comics: 
Milano'da yapıtları büyük beğeni toplayan, aslında kurbanlarının kalplerini deşen bir seri katil olan bir ressamın hikayesi. (Tür: Polisiye) 
       - Ayrıca yüzlerce sayısı olan ve bir kısmı halen devam edenlerden serilerden;
  •  Gizemli olaylar, tarih, mitoloji gibi konularla ilgilenen, İmkansızlıklar Dedektifi Martin Mystere
  •  Amazonlar üzerinde pırpırıyla turist rehberliği yapan, her belayı üzerine çeken Mister NO ve
  • Amerika'da -gerçekte var olmayan- Darkwood ormanında bazen westerne yakın, çoğunlukla fantastik maceralar yaşayan Zagor'u
öneririm size. Tabii asla yukarıda yazdıklarımla yetinmeyin: herkese hitap edecek, sayısız konuda binlerce İtalyan çizgi romanı mevcut ve halen yenileri üretilmekte... 

3 yorum:

Darkwood Sâkini dedi ki...

Çizgi roman ve fumetti üzerine çok güzel ve emek ürünü bir röportaj çalışması olmuş... Sizi kutlarım...

Fumettiyi çok seven bir okur olarak zevkle okudum. Özellikle Aşkın Güngör, Ümit Kireççi ve Lami Tiryaki'nin tespitlerinin büyük bir yüzdesine katılıyorum.

Yalnız çizgi roman dünyamızın duayenlerinden Batuhan Cantürk, Orhan Berent, Ege Görgün ve Eren M. Paykal'ı da (ki bu isimler de fumetti konusunda epey bilgi birikimine sahiptir) röportaja dahil etse idiniz çalışmanız daha renklenirdi...

Emeğinize sağlık... Diğer çalışmalarınızı da merakla bekliyorum...

Darkwood Sâkini

Kültürel Güncel dedi ki...

Teşekkürler Darkwood Sâkini,
Beğenmenize sevindim. Ben de soruları hazırlayıp, gelen yanıtları düzenlerken büyük keyif aldım.

Belki ileride yeni soru-cevaplı yazılar hazırlarım fumetti hakkında, eğer öyle olursa daha soru soracak çok kişi var :)

Muharrem fikirdanış dedi ki...

gecenin 5'inde bi' solukta okudum :) teşekkürler