17 Ekim 2012 Çarşamba

Kaliteli bir yerli polisiye: "Karanlıkta Koşanlar"



  “Karanlıkta Koşanlar” Ahmet Ümit’in “Başkomiser Nevzat” ve “Ali” karakterlerinden yola çıkan Uğur Yücel’in senarist ve yönetmeni olduğu 2001 yapımı TRT dizisi... Başrolde Uğur Yücel ve Haluk Bilginer’in oynadığını duyan seyircinin beklenti çıtası bir anda tavan yapsa da izlenme oranı beklenenin altındaymış ki 12 bölüm olarak tasarlanan dizi, 10 bölümde bitirilmiş. 

    Dizi, bir üniversite öğrencisinin, bitirme tezi olarak polisiye roman yazarı Dürnev Hanım’ı seçmesiyle başlıyor. Cinayet Masasından Ali'nin annesi Dürnev Hanım ona gerçek hayattan -hem de yakın çevrelerinden- kişiler barındıran bir seri katil hikayesi anlatacaktır. Ona göre, bu basit bir "Katil kim?" hikayesi değildir, asıl önemli olan katilin seri cinayetlerle neyi amaçladığıdır.  Anlatmaya başlar. 


Uğur Yücel
***

   Eşi Mualla bir trafik kazası sonucu geçirdiği şok yüzünden zeka geriliği yaşayınca, başarılı bir komiser olan Nevzat alkole sarılarak bu durumu unutmaya çalışır. Birkaç sene boyunca böyle kaçıp saklanır şehrin diplerine... Cinayet Masasından katillerin korkulu rüyası Başkomiser Nevzat gider, yerine hayattan beklediğini alamamış depresif ve alkolik bir adam gelir. 

En beklemediği bir anda, karanlık bir köşede, bilmediği bir sebepten dayak yerken, geçmişi yapışır yakasına. Hem çocukluk, hem de görev arkadaşı Ali'nin tam da o gece bir taksiyle oradan geçeceği tutar. Bu andan sonra Nevzat'ın yapması gereken, dertlerini alkolle "uyuşturmak" değil, boşa geçen zamanını telafi etmek olmalıdır. Ama, ne "zevk için değil, ilaç gibi" içtiğini söylediği alkole veda etmesi kolay olacaktır, ne de ortaya çıkışının hemen ardından -yeniden- başlayan cinayetlerin ardındaki gizemi çözmesi... 
***

Katilin ilk kurbanı "İdil" adlı psikiyatristin aynı evde kaldığı üvey annesi olur. İlk şüpheli de bu yüzden İdil'dir. Çünkü İdil -zaten iyi anlaşamadığı- üvey annesiyle son kavgasının ardından cinayetin gerçekleştiği gün evden bir daha dönmemek üzere ayrılmıştır. Bu yüzden tutuklanır. Ama o "içerideyken" devam eden cinayetler suçsuzluğunu kanıtlayınca serbest bırakılır. 


İdil'in eniştesi Nevzat'tır. Sonraki kurbanlar da üç arkadaşla; Ali, Nevzat ve Fikret'le ilgisi olan kişilerden seçilir. Öldürüldükten sonra bedenleri parçalanmış halde bulunan kurbanların üzerinde İncil'den alınmış ayetlerin yazılı olduğu küçük kağıtlar bulunmaktadır. 


Ölümün soğuk nefesi, birkaç eski Kalamışlının etrafında dolaşırken, bu olayda şüpheli olmayan yok gibidir... 
***

 Bir Haluk Bilginer hayranı olarak bu dizide Uğur Yücel’in ondan bir adım daha önde olduğunu söyleyebilirim. Yanlış anlaşılmasın; Bilginer kötü değil elbette, Uğur Yücel’in Başkomiser Nevzat rolünde mükemmeli yakaladığını düşünüyorum sadece. 

Aykırı bir tip Nevzat… Ali ne kadar "profesyonel"se, bilimsel yöntemlerden şaşmıyorsa; Nevzat o kadar sezgileriyle hareket ediyor. Zaten biri akademili, diğeri alaylı… Nevzat, hayatının aşkı Mualla'dan başkasını düşünemiyor, Ali'yse aldatmanın olağan olduğuna inanıyor ve tek gecelik ilişkiler peşinde... 

Hayattan beklentileri bu denli farklı olan bu iki adamın aynı amaç uğrunda ettiği mücadelenin anlatıldığı "Karanlıkta Koşanlar" izlenme rekorları kırmadı, hatta az izlendiği için erken bile bitirildi, ama polisiye sevenlerin kalbinde kendine derin bir yer edindi. Bunu da konuyu sulandırmadan, heyecanı azaltmadan ve izleyiciye profilini çizdiği seri katili bulma şansı vererek başardı. Karanlıkta Koşanlar, birçoklarının gözünde bugüne kadar yapılmış en iyi Türk polisiye dizisi... 

- Jenerik -

Hiç yorum yok: