5 Haziran 2012 Salı

Kerime Nadir'den "Dehşet Gecesi"

Kerime Nadir - Dehşet Gecesi


İnsan kanı emen hortlaklar, yeryüzünde başka örneği bulunmayan tuhaf yaratıklar, Hakkari'nin kuş uçmaz kervan geçmez kırsalında çevresi uçurumlarla çevrili bir malikane... Ve gerçekle kurgunun iç içe geçtiği dehşet dolu anlar... 


Bütün bunlar Kerime Nadir'in Dehşet Gecesi romanında geçiyor. Mümtaz adlı bir gazetecinin kendini okuduğu romandaki olayların içinde bulması ve tüyleri ürperten bu hikayenin anlatıldığı "Dehşet Gecesi" gizemli ve korku dolu atmosferiyle insanı içine çekiyor. 


Konu: 

Altınışık Gazetesi sahibi Mümtaz Evren, Hakkari Cilo Dağı'ndaki bir turistik otelin açılışına davet edilir. 1953 yılının Temmuz ayında İstanbul'dan yola çıkar, bulunduğu yataklı vagonda tek başındadır. Fakat vagonda  üzerinde "P.R." yazılı bir marka bulunan iki bavul ve bu bavullardan birine iliştirilmiş bir bilet olduğunu fark eder. Birlikte seyahat etmesi gereken yolcunun treni kaçırdığını ya da sonraki duraklardan birinde trene bineceğini düşünür.

Havanın iyice bozduğu bir sıra kompartımanda yalnız olmadığını hisseder. Ve kimin olduğunu bilmediği valizlere uzanan beyaz eldivenli bir el görür. Bu elin sahibi kadın, yolculuğun başından beri trende olduğunu ve bavullarını da alıp sonraki istasyonda ineceğini söyler. Mümtaz bu duruma şaşırmakla birlikte kadının güzelliğinden fazlasıyla etkilenmiştir. Kadının anlattıkları doğruysa açılışı yapılacak otelde tekrar karşılaşacaklardır. Çünkü kendisi otel sahibi El Hüdai'nin bir akrabasıdır.

Mümtaz'ın zaman doldurmak için yanına aldığı kitap ve mecmualardan bir tanesi yere düşer. Adı "Kızıl Puhu" olan bu kitabın yazarı "Cengiz" adında biridir. Kitabın kapağında bir baykuş ve bir kadın resmi kolaj yapılmıştır. İlginç olan şudur ki kapaktaki kadın az önce trenden inen kadına aşırı derecede benzemektedir.

Mümtaz bu kitabın Cengiz isminde birinden geldiğini ve gazetenin -hiçbir kitabı kolay kolay beğenmeyen- edebiyat eleştirmeni Münir Yalçın'ın kitabı "şaheser" şeklinde nitelendirdiğini hatırlar. Ayrıca Cengiz kitabın arasına koyduğu bir notta anlattığı tüm olayları gerçekten yaşadığını iddia etmiştir. Mümtaz sonsuz bir merakla kitabı okumaya başlar.

Romanda karşılaştığı azılı haydutlar, insan kanı emen hortlaklar, yeryüzünde başka örneği bulunmayan tuhaf yaratıklar, Hakkari'nin kuş uçmaz kervan geçmez kırsalında çevresi uçurumlarla çevrili bir malikane ve tüm bunların Mümtaz'ın gerçek hayatıyla olan ilgisi dehşet dolu bir gecenin başlangıcı olacaktır (...)
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kerime Nadir

Birçoğu beyaz perdeye de uyarlanan -genelde aşk temalı- romanlarıyla ün kazanmış Yazar Kerime Nadir 1958 yılında yazdığı "Dehşet Gecesi"yle fantastik severlerin kalbinde kendine yer edinmiştir. Hem de bize arka planında korku ve fantastik öğelerinin olduğu bir garip "aşk öyküsü" de anlatarak... Edebiyatımızın geçmiş yıllarında fantastik alanda verilen yapıtlar sayılı olduğundan, kitabın arka kapağında yazdığı gibi "Dehşet Gecesi fantastik roman türünün bir pırlantasıdır" dememiz mümkün.

NOT: Bu roman tekrar basılır mı bilinmez ama okumak isterseniz birçok eski kitapçıdan ulaşabilirsiniz.

6 yorum:

Hayal Kahvem dedi ki...

Anneciğiiimmm! Daha özetini okurken korktum!

Ne hoş bir yazı olmuş:) Bu kitabı okumamıştım. Kitapçılarda bulamayacağımı söylüyorsunuz. Acaba kitabı sizden ödünç alabilir miyim?


Gizli not: Ancak elime gelen kitapları, asla geri göndermem, peşin peşin söyleyeyim:)

Kültürel Güncel dedi ki...

:) Teşekkürler Hayal Kahvem

Eski kitapçılarda bulunabilir aslında. Ama isterseniz elbette gönderirim. Bana e posta adresimden (kulturelguncel@windowslive.com) ulaşabilirsiniz.

Gizli not: Kitap sizde kalabilir :)

Kadri Kerem Karanfil dedi ki...

Bu romanı çok severim. Hatta bir inceleme yazısı bile kaleme almıştım. Bir de sizin kaleminizden okumak hoş oldu. Kerime Nadir ile dehşet dolu bir gece geçirmek isteyenler bu romanı ıskalamasın.

Kültürel Güncel dedi ki...

Teşekkürler Kadri Kerem Karanfil,
Yazınızı şimdi okudum, çok güzel bir yazı olmuş. Dehşet Gecesi'ni ben de çok seviyorum. Bu romandan geçtiğimiz aylardan birinde okuduğum bir röportajda haberim olmuştu. Kitabı aldığımda beklentim yüksek değildi ne yalan söyleyeyim, ama başlayınca elimden bırakamadım :)

Okumak isteyenler için sizin yazınızın bağlantı adresini de ekleyeyim hemen: http://kadrikeremkaranfil.blogspot.com/2012/05/kerime-nadirden-dehset-dolu-bir-gece.html

Kadri Kerem Karanfil dedi ki...

Çok teşekkür ederim. Yanlış hatırlamıyorsam ben tesadüf eseri bir sahaftan edinmiştim bu romanı. İşte bu nedenle sahafları çok severim. İçlerinde ne zaman, ne bulacağınız belli olmuyor.

Kültürel Güncel dedi ki...

Gerçekten öyle. Yıllarca raflarda yerinden kıpırdamadan yeni okurunu bekleyen binlerce kitaba aynı anda rahatlıkla ulaşabilmeyi sağlamasının yanı sıra -kitaba önem veren, onu yalnız ticaret malzemesi olarak görmeyen, bir kitaba müşteri çıkınca olmadık fiyatlar söylemeyen kişilerin işlettiği- sahaflarda saatlerin nasıl geçtiği bile anlaşılmıyor. Sanki oraların yaşadığımız hayattan farklı bir gerçekliği var.