15 Mayıs 2012 Salı

Entrika kokan bir diyarın kapılarını aralayın:

Mount and Blade: Warband
Haydutlarla savaşıyoruz, kaleler ve şehirler fethediyoruz, siyasi evlilikler yapıyoruz, bir kralın derebeyi oluyoruz ya da bir taht varisinin tahta çıkmasına yardım ediyoruz ve zamanı geldiğinde Kalradya'nın tek hakimi olma yolunda kendi ülkemizi kuruyoruz.


İnternet üzerinden ücretsiz dağıtılan ilk sürümlerinden beri takip ettiğim bir bilgisayar oyunu Mount and Blade. Adının yabancı olduğuna bakmayın, projeyi başlatanlar bir Türk karı-koca: Armağan ve İpek Yavuz çifti. İlk başlarda projeleri büyük oyun yapımcılarının kapısından dönmüş. Yine de yılmamış, kendi şirketlerini kurup, oyunu geliştirmeye devam etmişler. Ekibin hızla büyümesi ve her sürümde kalitenin artmasıyla Mount and Blade birçok ülkede çok satan bir yapım haline gelmiş. 


      Mount and Blade için aslında bir “rol yapma(RPG) ve savaş oyunu”. Ama asla "sadece bu" değil. Çünkü oyun bu tanımın çok daha fazlasını içeriyor. Ayrıntılı diyaloglar, geçmişleri iyi kurgulanmış karakterler, kapsamlı envanterler ve özenilmiş mimari yapılar insanın macerayı gerçekten yaşıyormuş gibi kendini kaptırmasına yol açıyor. 
    Önce, kazanacağımız puanlarla oyun boyunca geliştireceğimiz, kendi karakterimizi yaratıyoruz. Bu aşama oldukça detay içeriyor. Kahramanımızın geçmişinde kim olduğundan neden maceraya atılmaya karar verdiğine, saç renginden yüz hatlarına birçok özelliği ayarlıyoruz. Bu ayarlar da karakterimizin başlangıçtaki seviyesini belirliyor. 

Bundan sonra birçok hayali krallığın hüküm sürdüğü Kalradya adlı hayali diyardaki herhangi bir kervanda buluyoruz kendimizi. Ama beklenmedik(?) bir şey oluyor: Bulunduğumuz kervana haydutlar saldırıyor! Böylece ilk sınav başlıyor, maceraya atılıyoruz. 


Kalradya, merkezi otoritenin olmadığı, etnik ve siyasi çalkantılarla boğuşan, haydutluğun kol gezdiği, köleliğin olduğu, soyluların hırsıyla kavrulan, savaşların yıprattığı; bu sebeplerden huzura hasret kalmış bir memleket. Çöllerden bozkırlara, tundralardan ormanlara geniş bir coğrafya. Bu haliyle Orta Çağ'ın Dünyasına fazlaca benzemekte. 
Kergit Hanlığı'nın varisleri
Zaten gerek silahlar, gerekse krallıklar o dönemlerden ilham alınarak kurgulanmış. Kergit Hanlığı’nda Türk, Sarranid Sultanlığı’nda Arap, diğer krallıklardaysa İskandinav ve Avrupalı kavimlerin giyim-kuşamlarını,  gelenek-göreneklerini görebilmek mümkün. Örneğin, Kergit Hanlığı'nın yöneticisi Sancar Han'la iktidar mücadelesine giren kardeşi Dustum Han -babası ülkenin topraklarını oğulları arasında paylaştıramadan ölmüştür- Kergit törelerine göre bir büyükbaş nasıl eşit paylaşılıyorsa ülkenin de öyle paylaşılması gerektiğini savunuyor. Ayrıca oyunun özel karakterlerinden biri olan Baheshtur'u ordunuza katmak istediğinizde geleneklerine göre komutanı kabul edeceği kişiden -yani sizden- tuz istiyor. Bunlar, Kergitlerle Eski Türkler arasındaki benzerliği açıkça ortaya koyuyor. 
***
    Uyarı: Şimdilerde çok ucuza satın alabileceğiniz oyun, fazlasıyla yaşatacağı 
Orta Çağ atmosferiyle sizi bağımlısı yapabilir. Hatta yapar. :)

Ayrıntılı bilgi: http://www.taleworlds.com/Tanıtım videosu: 

Hiç yorum yok: