9 Haziran 2011 Perşembe

Iron Man için Japonya’da “10 mazlum gücünde” derler


İki sinema filmi de olan Iron Man, yani Demir Adam, bu sene başında Japonya’da anime olarak izleyicilere sunuldu. 12 bölümden oluşan çizgi dizi bazı ayrıntılar dışında hiç de fena değildi; izlettirdi kendini. Ben de, fazla detaya girmeden, bir tanıtıcı yazı yazdım sizler için. (Aslına bakarsanız tanıtıcı falan olsun diye değil, canım istediği için yazdım. O yüzden kesin ayrıntılar dışında her okuduğunuza inanmayın kardeşim!)

Ne anlatılıyor?
Tony Stark artık süper kahramanlıktan elini eteğini çekip, primlerini ödedikten sonra emekli olmayı beklemek isteyen bir silah üreticisidir. Ama eskisiyle aynı amaçla üretmez o silahları. Savaşların olmadığı, insanların birbirleriyle yapsa yapsa su savaşı yapacağı, bir dünya hayaliyle yaşar. Artık barış yanlısı, Greenpeace üyesi, Yeşilaycı; kısaca- tertemiz, munis, örnek alınası bir bireydir.

Sınırsız ve temiz enerji sağlamak amacıyla nükleer reaktör kurmak gibi masum bir hayalle tutmuştur Japonya’nın yolunu.

Iron Man Dio
Onun bu güzel hayaline karşı çıkanlar, yoluna taş koyanlar olmamış değildir hani. Gerek dünyayı ele geçirmek gibi uçuk kaçık işler peşinde koşan terör örgütü Zodyak; gerek santralin tehlikeli olabileceğinden dem vuran cefakar Japon halkı; gerekse sattığı silahlarla neden olduğu savaşların kötü hatıraları Tony’nin peşini bırakmaz bir türlü…

Ha, bir de Tokyo Magazine gazetesinin kadın muhabiri Nanami… Sık sık röportaj yapmak ister onunla. Stark da kırmaz tabii bu “güzel” teklifleri. Röportajlar sırasında karizmasına güvenip, zaman zaman, “işi abartsa” da aldığı tokat gibi (“gibi”si fazla) yanıtlar onun gibi bir “playboy”u bile yıldıracak kuvvettedir.
Nanami
*
Yeni Demir Adam zırhı olan Dio’nun Zodyak tarafından kaçırılmasıyla olaylar gelişir. Zaten her yerde karşısına çıkan bu adamlardan iyice yakasını silkmiş olan Stark, reaktör işinin başındaki Chika ve Yüzbaşı Sakurai kendilerini Zodyak’la mücadele ederken bulurlar cümbür cemaat.

12 bölümde yerden kalkamayan bir Tony Stark izledik!

Bence en dikkat çekici nokta çapkın Demir Adamımız Tony Stark’ın yediği yumruğun, tekmenin, “metal kroşe”nin haddinin hesabının olmamasıydı. Her bölüm mutlaka uzun bir süre yerlerde sürünür, kalan zamanlarda da ya "onun bunun anasına bacısına sarkar" ya da mahallenin robotlarına bulaşır.
Chika
Bir insan –demir zırhlı da olsa- hep yenik başlayıp son dakikada mı atar galibiyet golünü? Söz konusu Tony Stark ise atıyor. Bir bakıyorsunuz hasmı bunu yakalamış, hareketsiz kılıyor. Tam son darbeyi indireceği anda ani bir olay sonucu Tony bir kez daha hayatta kalmayı başarıyor. Bir de yok dünya barışını sağlamaya çalışıyormuş da, bilmem neymiş? “Sen git önce kendini kurtar. Ondan sonra barışı kurtarırsın!” derler adama. Ben demiyorum, o ayrı. Şaka maka delikanlı bir arkadaşımız Tony. J
Yüzbaşı Sakurai

Koskoca metal zırhı da çaldıracaksan, hangi süper kahramanlıktan bahsediyorsun?
Hayır, söylemeyeyim diyorum. Ama nafile! Sen git koskoca zırhı çaldır ezeli düşmanına. Sonra da “süper kahramanım ben” diye dolaş ortalıklarda. Dünyayı kurtaramayınca da “şike var” diye çemkir, otur yerine: Olacak iş mi? Yahu madem o kadar zekisin, e paran da var. Git Iron Man Dio zırhından bi’tane daha yaptır bari. Öyle eski modelin içine girip, yeni modele kafa tutma. Yenemeyeceğin de belli hani. Gitmişsin teknoloji harikasına artistik yapıyorsun. Kendi üretimin olduğu halde yapıyorsun bir de bunu. Ya son dakikada biri gelip kurtaramasa seni, o zaman ne olacak? Biz de Zodyak’a köle mi olalım yani? Kendi sorumsuzluğunun cezasını bize mi çektireceksin?

2 yorum:

Mr. Aşkın Güngör dedi ki...

Çok keyifli, gülümseten bir değerlendirmeydi sevgili Mustafa. Mizah gücü önemlidir yazıda. Belli ki sende bu da var. Sevindim :)

Kültürel Güncel dedi ki...

@Mr.Aşkın Güngör
Teşekkürler! Aslına bakarsanız yazıyı yayınlayıp, yayınlamama konusunda çekincelerim vardı ilk başta. Ama gelen tepkiler çok olumlu oldu. Özellikle de sizin yorumunuz... Asıl ben sevindim yani :)
Zahmet edip okuyanı bir nebze gülümsetebildiysem ne mutlu bana...