10 Nisan 2011 Pazar

"Karabağlar" dün çok güldü!


İzmir Karabağlar Belediyesi, Uğur Mumcu Parkı’nda çok güzel bir etkinliğe imza attı. “Karabağlar Gülüyor” adı altında 8 ve 9 Nisan’da bir şenlik düzenlendi.

Bu şenlik kapsamında dün, Gırgır ekibinden 6 kişi “Gırgır mizah dergisi nasıl hazırlanıyor?” konulu söyleşiye katıldı.

Katılımcılar; “Apti” olarak bilinen Abdülkadir Tamer, esprilerinin hastası olduğum Mehmet İlhan, sonunda meşhur şapkasıyla tanıştığımız Rıdvan Bağış, ismiyle adeta sosyal mesaj veren Evrensel Barış Berkant, rahat tavırlarıyla dikkat çeken Alper Ocak ve köşesi yayınlanmaya başlayalı fazla olmamasına rağmen kaliteden ödün vermeyen Uğur Günel’di.


Söze ilk olarak Alper Ocak başladı. Hareketleri ev ortamındaymış da kardeşiyle konuşuyormuş gibi rahattı. İmrendim vallahi. Benimle aynı fikirde olan başkaları olduğuna da eminim.

Alper Ocak, önce kendisinin, Evrensel Barış Berkant’ın ve Uğur Günel’in İzmirli olduğundan bahsetti biraz. Ardından yılların usta çizeri, Gırgır’ın değişmez ismi Abdülkadir Tamer söz aldı.

İlk başlarda, “topluluk karşısında konuşma özürlü olduklarını” öne sürerek sevimli çekingenliklerinin nedenini belirten ekip, sonradan açıldı. Hatta daha fazla soru istemeye başladı.

***

Kimin dediğini net hatırlamıyorum, aralarından biri İstanbul’da kalanların uçak korkusundan gelemediklerini söyledi. Doğru mudur, espri midir, bilinmez. J

En çok güldüğüm şey ise “Derginizde kaç tane kadın çizer var?” sorusuna -sanırım- Mehmet İlhan’ın “Kadın çizer vardı da biz mi çizdirmedik!” cevabını vermesinin ardından, arka sıralardan yükselen “Demirel’i de geçti bunlar.” sözüydü. (Süleyman Demirel’e ait olan sözün aslı “Petrol vardı da biz mi içtik?”di.)

***

Neyse, söyleşi bitti. Bazı hayranlar, genç çizerler hayranı oldukları kişilerle sohbet etmeye, soru sormaya başladılar. Ben de genç çizerlerin arasındaydım ve -sağolsun- Abdülkadir Abi bana yardımcı oldu.

Söyleşiden on-on beş dakika kadar sonra kurulan Gırgır standında yazar-çizerlerce imza dağıtıldı, fotoğraflar çekildi.

Ücretsiz dağıtılan Gırgır’ın son dört sayısı her gelenin onar onar alması nedeniyle kısa sürede tükendi. O hengamede bir adamın karısına doğru “Maviden de alabilseysedik… Ah bir de maviden alsak iyiydi…” diye iç çekmesine şahit oldum. Neredeyse ağlayacaktı adamcağız, hepsinden almış da bir mavi kapaklı olan eksikmiş. Üzüldüm ama elimden bir şey de gelmedi o an. (Zira bende de bir tek turuncudan vardı.)
Eğer o amca bu satırları okuyor da hala aradığı “mavi”yi bulamamışsa bana adresini yazsın, ben ona ulaştırayım, dermişim!.. Bu kısa olay insanlarımızın bedavayı nasıl da kötüye kullandıklarının bir başka göstergesi oldu.


***

Sıranın gerisinde kalanlar bedava Gırgırlardan bir tane bile alamadılar. Öğrenci oldukları sırtlarındaki çantalardan belli olan birkaç kişi defterlerine imza aldılar. Yazar/çizerler ise imzalarının bir köşesine “Bu imza tarafımdan 9.4.2011 tarihinde hayranım için atılmış olup, resmi/gayri resmi işlerde kullanılırsa hükümsüzdür.” şeklinde ibare koymayı ihmal etmediler. Pardon… yanlış yazmışım. Karikatür tarzı bir şeyler çizmeyi ihmal etmediler, diyecektim.

"Gülen Karabağlar" dergisi
***

Bir de “Gülen Karabağlar” adlı, ilk belediye mizah dergisi ücretsiz dağıtıldı. İçeriğine göz attım. Gayet hoş olmuş. Bildiğim kadarıyla tek sayıyla sınırlı kalacak, devamlı olmayacak.

***

Evet genel olarak bunları yaşadım dünkü etkinlikte. Yukarıda yazılanların tümü gerçektir. Kimse inkar etmesin, kamera kaydı var. (Gerçi ben değil, gösteriyi düzenleyenler çekti görüntüleri. Ama neyse.) J

Hiç yorum yok: