27 Nisan 2011 Çarşamba

Bize özgü bir korku: Anadolu Korku Öyküleri


           İzmir’de sormadığım kitabevi kalmadıysa da bulamadığım, Kitap Fuarı’nda karşıma çıkan kitaplardandı "Anadolu Korku Öyküleri". Oldum olası Türk Mitolojisi, efsaneleri ilgimi çekmiştir. (Diğer mitolojileri de okurum. Okurum da… Türk Mitolojisi daha inandırıcı gelir bana.) Yine öyle oldu ve kısa sürede son satıra ulaştım.

Anadolu efsaneleri ve söylencelerinden beslenen, 6 genç yazarın öykülerinden oluşan Anadolu Korku Öyküleri alanında tek. Özgün bir mitolojimiz olduğu halde neden başka bir korku kaynağı arayışı içine girelim ki?” sorusuyla kolları sıvayan bu genç yazarlar gerçekten güzel bir iş başarmışlar,

Kitapta neler yok ki? Hayaletler, büyüler, büyücüler, albastı, cinler, hortlaklar,… Daha neler neler? Öykülerin ortak noktası, kitabın adından da anlaşılacağı gibi, olayların köy ve kasaba gibi Anadolu taşralarında geçmesi. Bu da ayrı bir çekicilik sağlamış kitaba. 

***
Kitabın kapak resmi

Öykülerin her biri ilgi çekici. Ama ben “Gelin Otu”yla birlikte en beğendiğim iki öyküden olan birinden bahsedeceğim sizlere… Demokan Atasoy’un “Kuyu”sundan:

Köyün biraz dışında yaşayan dul bir kadın -aynı zamanda büyücü- olan Anşa, diğer kadınlarca hiç sevilmez. Çünkü Anşa, köydeki tüm erkeklerin başlarını aynı anda döndürecek kadar güzel ve bir o kadar da cilvelidir. Bu “dul cadı”nın, kocalarını kapmasından korkan köylü kadınlar kıskançlıklarıyla dedikodu kazanının altına yanıcı malzemeleri ellerini korkak alıştırmadan atarlar. Ve zaten hazzetmedikleri Anşa’ya karşı birbirlerini doldururlar.

Öyle ki neredeyse ölse sevineceklerdir… Peki ya ellerine tam istedikleri gibi bir fırsat geçerse… Yardım çığlıklarını duymazdan gelip, bir de ölmesine yardımcı olurlarsa… Bir koku geliyor burnuma, ocak mı açık kaldı ne?.. Hımmm… Sanırım buram buram intikam kokuyor her taraf… Yerli bir “Freddy Krauger”la karşı karşıya mıyız yoksa? İntikam almak için öteki taraftan gelen, rüyalara girerek yaşayanların dünyasına müdahale eden bir Anşa mı var karşımızda. Var, hem de bu kez öç alması gereken ikinci bir nedeni de olacak.

***
Her birinden ayrıntılı şekilde bahsedip, okuma zevkinizi berbat etmek istemem. O yüzden şimdi başka bir konuya geçmek istiyorum: Kapak da ayrı bir güzel, değil mi?

Unutmadan söyleyeyim, arka fondaki figürler gerçek bir büyü metninden alıntıymış. Metin de kapak resmini hazırlayan İllüstratör Engin Deniz Aybaş’a aitmiş.

***
Farklı, ama bir o kadar da bizden olan; ilk baskısı henüz tükenmemiş bu kitabı hemen temin edin, okuyun. Ve ikinci cilt için hazırlık yapan yazarlara yeni bir şeyler yazabilme azmini sağlayın. Bu o kadar zor olmasa gerek. Zira internetten kitap satışı yapan sitelerde uygun fiyatlara mevcut.

Son olarak Giovanni Scognamillo’nun yazdığı önsözden bir alıntı sizlerle:
Giovanni Scognamillo
… Büyük kent korkuları başka, kırsal alan korkuları bambaşkadır; doğa ile, doğanın gücü ile, batıl inançlarla iç içedir ve çarpıcılıklarını da onlardan alır, ola ki inandırıcılıklarını da…

Öykülerin tümü, özgünlüklerinden bir şey kaybetmeksizin, anlattıkları ortamların -köyler, ormanlar, tepeler, mağaralar- özelliklerini koruyarak, dayandıkları malzemelerin -batıl inançlar, hayaletler, büyüler, büyücüler- yerinde kullanılışı ile gerçekten kimi Anadolu korkularını, okurları etkileyecek -ve düşündürecek- şekilde canlandırıyorlar. Kaldı ki ücra köylerin, kuytu ormanların, bir görünen bir kaybolan mağaraların ve nerelere kadar uzandığı bilinmeyen kuyuların gizleri ve dağıttığı, dağıtabildikleri heyecanlar, korkular ve kabuslar bunlarla bitmiyor, ola ki başlıyor…
Giovanni Scognamillo

Blogumda 100. yazıyı da yayınladım böylece. Nice 100’lere… Kendinize iyi bakın. Sonraki yazıda görüşmek üzere… J

3 yorum:

Hayal Kahvem dedi ki...

Selam,
Kültürel-Güncel'i başından beri ilgiyle izleyen bir okuru olarak,tebrikler demeliyim.
Şahane yazılar okuyoruz sayenizde.
Gönülden devamını temenni ediyorum.
Sevgiler.

Kültürel Güncel dedi ki...

@Hayal Kahvem,
Çok teşekkür ederim. Daha önce defalarca dile getirmiş olsam da: ben de sizin blogunuz için aynı şeyleri düşünüyorum. :)
Ve şunu da söylemeden geçemeyeceğim: gelen her yorumda iyi ki o yazıyı yazmışım, diyorum. İyi ki bu blogu açmışım, iyi ki 100. yazıya gelebilmişim; sizler sayesinde...
Tekrar teşekkürler.
Selamlar.. Sevgiler...

Galip Dursun dedi ki...

Merhabalar,

kitabımızın ikinci cildi geçtiğimiz ay Bilgi Yayınevi'nden çıktı. İlgilenirseniz buradan buyrun, lütfen :
https://www.facebook.com/pages/Anadolu-Korku-%C3%96yk%C3%BCleri/134944633187380