21 Ocak 2011 Cuma

Geç de olsa okuduğum bir kitap ve bende bıraktığı izler…

   Bugüne kadar okuduğum hiçbir kitap –özellikle son dönem yazarlarından- beni bu kadar sürüklememişti. Uzun süre sorup soruşturup bulamadığım, daha sonra 2. baskısını yapmasıyla okuma şansına eriştiğim Aşkın Güngör’ün Gohor: Kıyametten Sonrası'ndan bahsediyorum.


 Kitabın konusu:

    21. yüzyıl ortalarında savaşların dünyaya verdiği zarar keskin bir şekilde belli olurken, bilinen yaşam sona eriyor. Birçok değişikliğin gerçekleştiği Dünya'da yaşam tam bir kaosa dönüyor. Çeşitli deneylerde yanlışlıkla üretilen deniz kızlarından tutun, radyasyonla genetik yapısı bozulmuş canlılara kadar birçok farklılıkla birlikte yeni bir düzen kuruluyor.



     Bu düzende dışarıdan gelebilecek tehlikelerden korunmak için cam kentler inşa ediliyor. Ama daha sonra kent inşasında canını dişine takıp çalışanlara ‘‘Hadi canım, boş yerimiz yok’’ diyerek 2. sınıf vatandaş muamelesi yapılıyor. Ve onlar hak ettikleri halde adım dahi atamadıkları cam kentlerin sakinleri tarafından ‘‘Dışarlıklı’’ olarak kabul ediliyor.
    




    İşte, kitaba ismini veren -ve olayın ağzından anlatıldığı- Gohor da o ‘‘Dışarlıklı’’ gençlerden… Bazen karşılıksız duyduğu sevginin, bazen de çocukluğunun verdiği cesaretle olaylara gözü kapalı dalıyor. Yapamam, demiyor hiçbir zaman... Elinden geleni her koşulda yapıyor.


     Gohor, gözü pek olduğu kadar, öğrenmeye de hevesli. Gününgülü sakinlerinden Bay Öhh'ü de bu yüzden seviyor. Bay Öhh de onun gibi okumaya meraklı biri… Öğrenmek ve bildiklerini başkalarına, özellikle de Gohor’a, öğretmek en büyük hobisi… Bu hobiyle birlikte köyün ''sözüne en fazla itimat edileni'' olma hakkını da kazanıyor Bay Öhh…


     Gelelim Cam Kent’e... Kent sakinleri tepelerindeki cam fanus yüzünden Güneş’in sıcaklığını, rüzgarın verdiği o hafif ürperti hissini duyamadan yaşıyor… (Tabii buna yaşamak denirse…) Hiçbir eksikleri yok. Robot hizmetkarlardan, tehlike anında ortaya çıkan –ve sadece görüntüden ibaret olan- güvenlik güçlerine kadar her şeye sahipler. Ama belki gökyüzüne o cam fanusun altından baktıklarından, belki de eski düzenin niçin bozulduğunu unuttuklarından olacak ki, yalnızca bir şeye sahip değiller; saf sevgiye. Karşılıksız, çıkar ilişkisiz, fark gözetmeksizin duyulan sevgiden mahrumlar… (Arada istisnalar var tabii, zaten öykünün temelini oluşturan da bu istisnalar.)

 ***
     Fantastik ve Bilim Kurgu dallarında birçok eser vermiş olan yazar Aşkın Güngör, kitabını 500 sayfa olarak yayınlamak istiyormuş. Ama yayıncının ‘‘gençler korkup, yanına yanaşmazlarsa kitabın’’ şeklindeki görüşü nedeniyle iki bölüme ayrılmış; ''Cam Kent'' ve ''Kurtlar Yolu'' olmak üzere... 2007 yılında bir kez daha, bu kez Crea’dan ve tek kitap halinde yayınlanma imkanı bulmuş.

Bende Crea’nın yan kuruluşu olan Aestra Yayınevi’nden çıkmış son baskısı var. O kadar aramaya rağmen bulamayıp, tam ümidi kesmişken, bir anda karşıma çıkmasını da kitabı bir an önce bitirmem için ‘‘bir işaret olarak algılayıp’’, birkaç gün içinde bitirmiştim geçen ay. Ama ondan bahsetmek hiç aklıma gelmemişti. Neyse, gecenin bir yarısında uyku tutmadı ve kitaplığın bana ait bölümünü şöyle bir taradı gözlerim. O anda Gohor gözüme çarptı ve bu yazıyı yazarına bir teşekkür olarak yazmak geldi aklıma...

***
Aşkın Güngör

Editörlük işinden yazmaya vakit bulamayan Aşkın Güngör, yeni kitabını sabırsızlıkla bekleyen okurları için ilk bölümü Haziran'da blogunda yayınlamış. Ama bir solukta okuduğum bu bölüm de merakımı bir türlü dindiremedi. Buradan ilan ediyorum; ‘‘Kitap çıksın, çıktığı gün koşa koşa kitapçıya gidip alacağım.’’

Maceranın son sürat aktığı, sayfaları çevirirken meraklı okurun göz ucuyla sonraki sayfalara bakmama olasılığının olmadığı bir kitap Gohor. Size tavsiyem yeni kitap çıkmadan gidin, alın ve okuyun. Eminim siz de benim gibi sabırsızlanacaksınız.

***

Aşkın Güngör’ün blogunda - yeni kitabın ilk bölümü: http://sagdansoldanestarabim.blogspot.com/2010/06/gohor-nasl-devam-edecek.html
Ama öncesini okumadan sakın bunu okumaya kalkmayın, heyecanı kalmaz sonra J

2 yorum:

Mr. Aşkın Güngör dedi ki...

Sevgili dostum, yazmanın bu denli güç geldiği bir dönemde bu değerlendirmeyi okumak ilaç gibi geldi, teşekkür ederim.

Yazımının bitmesi gereken, bilgisayarımda yarım halde duran pek çok kitap var. Gohor da onlardan biri. Dilerim arzunu yerine getirebilir, kitabı bir an önce tamamlar, bir de yayınevi bulurum da, siz de değerli yorumlarınızı bir kez daha paylaşırsınız benimle.

Sevgiyle...

Kültürel Güncel dedi ki...

Merhabalar Aşkın Bey,

Yazıma yorum yaptığınız için çok teşekkürler.

Umarım, en kısa zamanda yarım haldeki kitaplarınızı bitirip, yayınlarsınız... Ve biz okurlarınız, şimdiden güzel olacaklarına kanaat getirdiğim o kitapları okuma şansına erişiriz.

Sevgi ve saygılarımla...