12 Aralık 2010 Pazar

Hun Hükümdarı Attila: Barbar mı? Kahraman mı?

Attila... Avrupa Hunları'nın yenilmez hakanı... Yaptığı fetihlerle ülkesinin sınırlarını muazzam büyüklükte genişletmekle kalmayan bu şanlı hükümdar, Avrupalılar tarafından henüz yaşarken bir efsane haline getirilmiştir. Gerçekler, efsaneler ve iddialar ışığında Attila'yı inceleyelim.
 (d:406 - ö:453)






Macar gözüyle Attila


Attila'nın Hun tahtının tek sahibi olması:
Rua'nın ölümünün ardından Hun tahtına Attila ve kardeşi Bleda geçmişti. Fakat bu ''birlikte yönetim'' anlayışı uzun sürmeyecektir... Kardeşi Bleda'nın savaşlarda başarısız olduğunu ileri süren Attila isyan etti. Bu isyanda Bleda öldürülünce, hükümdarlığın tüm yetkileri Attila'ya geçti. (445)



Margos Barışı:
Attila'nın en büyük hedefi Batı ve Doğu Roma'yı fethederek imparatorluğu çok daha büyütmekti. Bu amaçla çıktığı fetih sonunda 434 yılında Tuna ve Morava Irmaklarının birleştiği yerde bulunan Margos Kalesi önünde Margos(Konstantia) Barışı'nı imzaladı. Buna göre Doğu Roma;
* Elindeki Hun esirleri geri verecek,
* Hunlar'a verdiği vergiyi iki katına çıkaracak,
* Hunlar'a bağlı kavimlerle anlaşma yapmayacaktı.
Bu antlaşmayla Attila ülkenin doğu bölgesini denetimi altına almayı başarmıştır.

Balkan Seferleri:
Attila'nın Doğu Roma'nın antlaşmaya uymaması nedeniyle başlattığı 1. Balkan Seferi(441-442) sonunda Tuna Boyu'ndaki kaleler zaptedildi ve Balkanlar'da yabancı egemenliği bitti. Doğu Roma, sefer sonunda imzaladığı antlaşmaya yine uymayınca Attila bir kez daha Balkan Seferi'ne çıktı.(447) Tuna'yı geçen Hunlar, yol üzerindeki bütün kaleleri zaptederek Büyükçekmece'ye kadar ulaştı.




Galya Seferi:
200.000 kişilik Hun Ordusu, 451 yılı başlarında Orta Macaristan'dan harekete geçerek Batı Roma üzerine yürüdü. Aynı güçteki iki ordu Champange Ovası'nda karşılaştı. Akşama kadar süren savaş sonunda her iki taraf da büyük kayıplar vermiş olsa da savaşın galibi Attila olmuş; Roma'nın asker kaynağı Galyalılar'ı saf dışı edip, onları desteksiz kılmayı başarmıştır.

Attila döneminde Hun toprakları (turuncuyla gösterilen yer)
Batı Roma'nın teslim olması:
452 yılında 100.000 kişilik ordusuyla Po Ovası'na kadar gelen Attila, Papa 1. Leo başkanlığındaki konsülün Roma'nın teslim olduğu haberini getirmesi üzerine Batı Roma'yı vergiye bağlayarak, şehre girmeden geri döndü. Böylece Hun İmparatorluğu'nun üstünlüğünü Doğu Roma'nın ardından Batı Roma da tanımış oldu. 

Attila'nın Papa 1. Leo'yla görüşmesi
Attila'nın Roma'ya girmemesi üzerine iddialar:
Bu konuda iki tür iddia ağır basmaktadır. Birincisi, Attila'nın Papa'yla görüşmesinin ardından Hıristiyan olması yönündedir. Bu iddiayı savunan tarihçiler, gravür ve madalyonlarda Attila'nın Avrupalı bir şövalye gibi tasvir edilmesini de iddialarıyla bağdaştırırlar. Bunun tam tersi bir diğer iddiaysa; Attila'nın Sasaniler'e karşı sefer düzenlemek istemesi ve Roma'nın dini merkez olması nedenlerinden dolayı bu şehre girmediğini söylerler. Her iki iddia da bugüne kadar iddiadan öteye gidememiştir ve bu konu halen gizemini korumaktadır.




Attila'nın ölümü:
Kesin olmamakla beraber, Michael A. Babcock'un The night Attila died: solving the murder of Attila the Hun (Attila'nın Ölüm Gecesi: Cinayetin Çözümü) adlı kitabında iddia ettiğine göre evlendiği gece son eşi tarafından öldürülmüştür. (453)


Ares (Mars) heykeli


Ares'in Kılıcı'nı taşıdığı iddiası:
 Attila hakkında bir kitabı bulunan Yunan tarihçi Priskos'a göre Attila Saka(İskit) hükümdarları tarafından da kullanılan Savaş Tanrısı Ares'in(Romalılar'a göre Mars) kılıcını taşımaktadır. Genç bir çoban kılıcı sadece ucu görünecek biçimde gömülü olarak bulup, hakanı Attila'ya sunmuş, Attila da bunu dünyaya hakim olması için verilmiş, Tanrı'nın bir armağanı olarak kabul etmiştir. Söz konusu kılıcı daha sonra Rönesans tarihçileri ''Tanrının Kılıcı'' ismiyle anacaklardır.

Mitolojik bir kahraman olarak Attila:
Niccolo de Casola 14. yyda yazdığı La Guerra d'Attila (Attila'nın Savaşları) adlı eserinde onu bir mitolojik kahramanmış gibi tanıtır. Tıpkı bazı ilkçağ tanrıları gibi yarı insan-yarı hayvan olarak betimlenmiştir. Macar kralının kızı olan annesi yanına bir tazı verilerek bir kuleye kapatılmış, Attila da bu birliktelikten doğmuştur. Bu efsane o dönemde İtalya'da o kadar yaygınlaşmıştır ki; Hun hakanı gravür ve madalyalarda tazı başlı, insan vücutlu olarak resmedilmiştir.

Attila'nın insanlığı cezalandırmak için dünyaya gönderildiği yönünde iddialar olsa da Hun hakanı Avrupalı efsanelerde daha çok bir kahraman gibi anlatılır. Bu da Hunlar'ın sadece fetih yapmadıklarını, aynı zamanda fethettikleri bölgelerin insanlarıyla zaman zaman sıcak ilişkiler kurduklarını göstermektedir.

1 yorum:

Aylin dedi ki...

Muhteşem bir yazı olmuş. Kopyala-yapıştır olmadığı çok belli.
Saygılarımla.