16 Ekim 2010 Cumartesi

Dracula'yla Kazıklı Voyvoda Aynı Kişi mi?

Kont Dracula... Bram Stoker'in Kazıklı Voyvoda'dan esinlenerek yazdığı eserin ana karakteri. Karpat Dağları'ndaki Bran Şatosu'nun asıl sahibi 3. Vlad'dı. Osmanlı'ya başkaldırdı, binlerce insanı - kilometrelerce dizdirdiği-kazıklara geçirtti. Öldürdüğü insanların kanlarını fıçılara doldurtup, içtiği söylentisi onu günümüzde dahi bilinen en ünlü vampir; Dracula haline getirdi...  
 
Bram Stoker Kimdir?

Bram Stoker, 8 Kasım 1847'de İrlanda'nın başkenti Dublin'de dünyaya geldi. Yedi yaşına kadar -hiçbir doktorun nedenini tespit edemediği bir hastalıktan- dolayı yatalak hasta olarak yaşadı. Sekiz yaşında ayağa kalkıp, yavaş yavaş yürümeye başladı. Zamanla yürüyüşü normalleşen Stoker, Dublin Üniversitesi'nde en çok ödül alan sporcu oldu.

Derslerden büyük keyif alır, tarih ve felsefe hakkında araştırma yapmayı severdi. Ayrıca roman ve şiir okumak da onda bir tutku haline gelmişti. En sevdiği roman Mary Shelley'in Frankestein'ıydı.

Üniversiteden sonra babası gibi o da memur oldu. Bu sayede tiyatroya gidecek parayı kazanmaya başladı. Bir yandan çeşitli gazeteler için tiyatro eleştirileri, bir yandan da korku temalı romanlar yazıyordu. İlk dört romanı acemice olduğundan ilgi çekmedi. 1897'de beşinci romanını yayınladı; Dracula. Diğerlerinin aksine,bu roman büyük sükse yaptı. Kan nakli gibi yeni bilimsel gelişmelerden de bahsettiği romana adını veren kişiyse 1448-62 yılları arasında Eflak Beyliği'nde hüküm sürmüş 3. Vlad'dı.


Stoker, neden Kazıklı Voyvoda'yı romanın ana karakteri yaptı?

Türklerin Kazıklı Voyvoda (Vlad Tepes) olarak tanıdığı 3. Vlad'ın babasının adı Dracul'du. Dracul 'ejder' demekti. Bu isme sahip olmasının nedeni Ejder Tarikatı'na üye bir şövalye olmasıydı. Bu yüzden oğlu 3. Vlad, Vlad Dracula, yani Ejder'in Oğlu olarak tanındı.

Ele geçirdiği düşmanları, önceden hazırlanmış kazıklara geçirttiğinden, halk -bu gün dahi bilinen- bir söylentiye neden oldu. Buna göre; Vlad öldürttüğü insanların kanlarını fıçılarda toplatarak şarap gibi içiyordu. Onun vampir olduğu düşüncesi buradan gelmiş ve Stoker'ın romanının ana karakteri olmuştur.


3. Vlad'ın Fatih'e başkaldırısının faturası ağır oldu
:

Voyvoda 1459'da Macaristan'la ittifak yapıp, bağlı olduğu Osmanlı Devleti'ne vergi ödemeyi reddetti. 1460-61 yıllarında Tuna Nehri'ni geçerek birçok insanı kazığa geçirterek öldürttü. Fatih Sultan Mehmet 1462'de sefere çıktı. Askerler Targovişte'ye ulaştığında karşılaştıkları manzara korkunçtu; yaklaşık 5 km boyunca dikili kazıklara binlerce kişi geçirilmişti; hem de yaşlı, kadın, çocuk denilmeden...

Osmanlı Ordusu 4 Haziran 1462'de Targovişte Kalesi'ni aldı. 3. Vlad, Fatih'e başarısız bir suikast girişiminde bulundu. Kaçarken de kuyuları zehirletti, ekinleri yaktırdı, hatta hayvanları bile öldürttü. Mahkumları, cüzzam ve veba hastalarını Türklerin arasına katılmaya zorladı. Böylece salgın hastalıklar Osmanlı Ordusu'nu zayıf düşürecekti.

Eflak yeniden Osmanlı'ya bağlandığından, Vlad -Macaristan'a bağlı- Erdel'e sığınmak istedi. Ama beklemediği birşey oldu; Macaristan, Osmanlı'ya bağlı yeni Eflak yönetimini tanımıştı. Macar Kralı Matthias Corvinus, Vlad'ı tutuklatarak, Buda'ya getirtti. Vlad'ın sürgün cezası 1474'de affedildi.

Kazıklı Voyvoda'nın sonu ismi gibi oldu:

İki yıl sonra kuzeni Büyük Stefan(Stefan Cel Mare)'la birlikte Eflak'a dönerek tekrar voyvoda oldu. Aynı yıl Osmanlı'yla yaptığı savaş sonunda yakalandı. Esir askerleriyle birlikte 3. Vlad da kazıklara geçirildi. Vlad'ın öldüğünün ispat edilmesi için kesik başı saraya; Fatih Sultan Mehmet'e getirildi.





  Bram Stoker'ın, Kazıklı Voyvoda hakkındaki vampir söylentisinden esinlenerek Dracula'yı yazmasının ardından 3. Vlad, herkesçe bilinen vampir Kont Dracula'ya dönüştü. Dracula hakkında yüzlerce kitap yazıldı, film çekildi. Ve bu günkü bilinirliğine ulaştı.

13 yorum:

Adsız dedi ki...

Dracula hakkında herkes birşey söylüyor. ama bu yazı çok ayrıntılı. elinize sağlık...

Onur Kaplan dedi ki...

Bu bilgiler çok güzel..Ama savaştaki düşman esirlerini 3.Vlad'tan önce de olduğu bir gerçektir.Hatta Roma İmparatorluğu tarafından kullanılmıştır.Daha da enterasanı Osmanlıların işkenceleri kazıklı voyvodanınkinden daha kötüydü:
1- osmanlı döneminde idam edilecek adamın yanı başında bir sac hazırlanırmış ve bu sac allttan verilen ateşle iyice kızdırılırmış...kafası kesilen adamın kafasını kestikten hemen sonra bu saca bastırırlarmış...sıcaktan dolayı kan beyinde 2 saniye kadar dolaşacağı için adama yerde duran cansız bedeni son defa gösterilirmiş...

2- suçlunun derisini yüzüp denize atarlarmış...(acıyı tahmin edin artık)

3- suçlu ortası delik bir sandalyeye cıplak bir şekilde oturtulurmuş...bu delik yere içinde fare olan bir kase yerleştirilirmiş...ve kaseyi alttan yavaş yavaş ısıtırlarmış...tabiki sıcağa dayanamayan fare çıkacak biyer bulamayınca suçlunun makattan kemirmeye başlayıp en son ağzından çıkarmış...

4- suçlu güneşin altına ellerinden bağlı biş şekilde yatırılırmış...suçlunun saçları kazınıp kafasına deve derisi geçirilirmiş...deve derisi güneşte eriyip suçlunun kafasına yapışırmış...saçlar deve derisi yüzünden dışarı doğru çıkamayıp içeri doğru çıkmaya başlarmış...bir süre sonra saçların kafatasını delmesiyle beyne ulaştığı anda adam ölürmüş...

5- suçlunun sığabileceği bir çukur kazılır ve suçluya tıkabasa yemek yedirilirmiş...dışkısını da o çukura yapmak zaorunda kaln adam bir süre sonra dışkılarının bedenini çürütmesiyle ölürmüş...
ama bunlar da söylenti olablilir.

iyi akşamlar..Sakın beni yanlış anlamayın.bunları bilmeniz için yazdım..

Onur Kaplan

Kültürel Güncel dedi ki...

Merhaba Onur Kaplan,
Bahsettiğiniz işkence yöntemlerinin Osmanlı'da kullanıldığının kesinliği tartışılır. Ancak, 4. işkence yönteminin Avarlar(Juan-Juan)tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Kırgız Yazar Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel adlı romanında değindiğine göre bu yöntemin adı ''mankurtlaştırma''dır...

Onur Kaplan dedi ki...

Sizin kadar kültürlü ve bilgili kişiler az bulunur.Verdiğiniz bilgi için teşekkürlerimi sunarım.Bu siteyi ünlü bir internet sitesinden buldum.Adını vermek yanlış olur..İyi günler...

Onur Kaplan dedi ki...

bir şey daha : Ben PowerPoint'ten yaptığım slaytları bu sitede yayımlayabiliyormuyum?Mesela yaptığım slaytlardan bir örnek veririyim ; Bir Özgürlük Mücadelesi : William Wallace.Bu slaytı yayımlamayı çok istiyordum...Ben yayımlayamassam bile siz yapsanız da bilgi kazansak olur mu?

Kültürel Güncel dedi ki...

Tekrar merhaba,
Power Point slaytlarını bloglarda yayınlamak ne yazık ki mümkün değil. Ama isterseniz bana gönderin, ben değerlendirmeye çalışırım.
E-posta adresim: kulturelguncel@windowslive.com
Yazılarla ilgili olmayan yorum ve görüşlerinizi e-posta adresime gönderirseniz sevinirim.

Adsız dedi ki...

Çok hoş bir çalışma olmuş ,Bir kaç sorum olacak
Vlad Tepesin Fatih Sultan Mehmetle Şehzadelik döneminde tanıştığı Manisada eğitim gördüğü doğrumudur,
Tepesi daha önce bir çok kez öldürme girişimi olmuş ve başarısızlıkla sonuçlanmış,en son bir suikastçı görevlendirilmiş(yanlış hatırlamıyorsan uzun zaman güvenini kazanmış arkadan saldırıp boğazını kesmiş bir öyküyle karıştırıyorda olabilirim tabi) kesik başını gönderen yada getireninde o olduğu fakat bu girişiminde başarısız olduğu kesik başın başkasına ait olduğu söyleniyor doğruluk payı varmıdır.Vlad tepesin kazık patentini Osmanlıdan yürüttüğünü bende duymuştum sizin bu konuda fikrinizi alabilirmiyim. (Drina köprüsü haricinde)Vladın Romanyadaki Hunlarla akrabalığının gerçek payı(Gary Oldmanın tiradının tek referansmı diye merak ettim)
Bram Stoker ın bildiğim kadarıyla başka vampir romanı yok ,ama bir öykü var sanırım ama o arkadaşınamı yoksa kendine aitti hatırlayamadım bilgilendirebilirseniz sevinirim.(Coppola nın filimde Helsing in yaptığı civilization -syphilis kelime oyunu Bram Stoker ı farklı bir yaad etme denemesimi yoksa ilginç bir rastlantımı sizce)
Şimdiden teşekkürler.

Kültürel Güncel dedi ki...

Merhabalar ''Adsız'',
Yorumunuz için teşekkür ederim.

Fatih'le birlikte aynı yerde eğitim görüp, çok iyi arkadaş oldukları; İstanbul'a getirilen kesik başın ona ait olmadığı; soyunun Hunlar'a dayandığı gibi iddialar var elbet. Ama tüm bunlar bir iddiadan öteye geçemiyor.

Tarihte, buna benzer; kulaktan kulağa yayılan, dedikodu nitelikli birçok örnek görmekteyiz.(Örn;Attila'nın Papa I.Leo'yla görüştükten sonra Hıristiyan olduğu iddiası gibi)

Bu konuda size elimizdeki bulgularla 'kesin' bir sonuca varamayacağımızı belirtmek isterim.

Osmanlı'da yapıldığı söylenen işkencelerin doğruluğu da tartışılır.

Bram Stoker'ın Dracula dışında korku temalı eserleri olsa da hiçbiri 'başyapıt'ı kadar dikkat çekmemiştir. Hangi öyküsünden bahsettiğinizi bilmediğim için herhangi bir yorum yapamayacağım.

İyi günler...

Onur Kaplan dedi ki...

Sizlere Beyazıt Akman'ın yazdağı Dünya'nın İlk Günü adlı kitabını okumanızı isterim.Hem genç bir yazrdan hem de İstanbul'un fethi , 2.Mehmed (Fatih Sultan Mehmed Han)'ın yaşamı hakkında çok önemli bilgiler sunuyor.Ayrıca 3.Vlad'ı da anlatan bir eserdir.

İyi Günler

M.B.Y dedi ki...

Bazı sorular sorulmuş, eksik kısımları ben doldurayım istedim affınıza sığınarak :)
Vlad Drakula, Osmanlı topraklarında 1444'ten itibaren 1256-57'ye dek kalmıştır. Kütahya, Tokat ve Edirne'de kaldığı bilinmektedir. Vlad'ın Fatih'le eğitim aldığı yer Enderun'dur Edirne Sarayı'nda eğitim görmüşlerdir. Drakula'nun Hunlarla akrabalığı, Bram Stoker'in bir yakıştırmasıdır. Stoker Vlad'ı Transilvanya'da oturan ve kendilerini Atilla Hunlarının devamcısı sayan Szekly diyen etnik gruptan geldiğini öne sürmüştür, bunu romanda Drakula söyler. Tarihteki Vlad'ın ise böyle bir bağlantısı yoktur. Ama Drakula ailesinin geldiği Basarab Hanedanı'nın kurucusu olan Basaraba, Moğol istilası dönemlerine yakın Hristiyanlığı kabul etmiş bir Kıpçak beyidir. Batı kaynaklarında Cuman/Kuman olduğu söylenir. Ama yine de hanedan Türk değildir, Eflak'ın (Wallachia)hanedanıdır.
Stoker'in başka öyküleri de olmuştur. Filme alınan başka romanları olmuştur. Mesela "Yedi Mücevher Yıldızı" romanı filme alınmıştır "Mumya'nın Laneti" diye. "Beyaz Kurt'un İni", "Kefenli Kadın" adında romanları vardır. Öykülerde yazmıştır. Ama Drakula hem en fazla önplana çıkan eseridir hem de diğer eserlerinin görece onun yanında zayıf kalması, gölge de kalması söz konusudur. Drakula romanının ardında sağlam bir tarih ve folklor çalışması vardır. Gerçekçilik adına günlük-mektup şeklinde yazılmış romanda, tren tarifeleri, mekanlar hatta bazı kişiler gerçek yöre sakinlerinden alınmadır. Bu da romanı daha gerçekçi ve korkutucu kılmıştır.
İyi günler :)

Kültürel Güncel dedi ki...

@M.B.Y
Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. İyi günler. :)

Türk Tarihi dedi ki...

Osmanlı'da da birçok işkence yöntemi var. Tarihi kayıtlara geçen, Reşad Ekren Koçu gibi tarihçilerimizin kitaplarında bulabileceğiniz. Türk tarihi ile yüzleşmekten korkmamak lazım. Çünkü her olay yaşandığı dönemin koşulları ve toplumun ahlak-uygarlık düzeyi çerçevesinde değerlendirilmeli

Koray dedi ki...

Yorum fazla geç olsa da yapacağım.. Kazıklı Voyvoda ile ilgili olan araştırmalarım " Tarihçi " adlı kitabı okumaya başlayınca başladı.. Konusu genelde bu. Voyvoda Tepeş..

Bram Stoker'in kitabını bulduğum anda okumalıyım. Yukarı da " Adsız " adlı arkadaşın bahsettiği öykü sanırım " Dracula'nın Konuğu "