2 Eylül 2010 Perşembe

Ümit mi Yoksa Kötü Talih mi ?

Halk arasında Kara Talih Elması olarak bilinen taş bir Hindu tapınağında ışıl ışıl parlamaktaydı. Ta ki bir Hindu rahibi inandıklarını hiçe sayarak onu çalıncaya kadar. Rahibe verilen ceza uzun süren ve acı dolu bir ölümdü. Taşın kötü kaderi de böylece başladı.




    Hindistan'ın güney batısındaki Kistna Nehri'ndeki Golcanda Elmas Madeni'nde çıkarılıp,1642'de Fransız tüccar Jean Baptiste Tavernier tarafından Avrupa'ya getirildi.
1668'de Kral 14. Louis'e yüksek bir fiyata satan tüccar kısa süre sonra bu paranın tamamını oğlunun kumar borcunu ödemek için vermek zorunda kaldı. Zararını telafi edebilmek için tekrar Hindistan'a mal almaya giden tüccar, yolda vahşi köpeklerin saldırısına uğrayarak yaşamını yitirdi.


    Bu arada taşın yeni sahipleri Fransız asillerinin üzerine de kara bulutlar çöktü. 14. Louis, imparatorluğun büyük bölümünü ve saygınlığını yitirmiş, Prenses de Lamballe öldüresiye dövülmüş, Kral 16. Louis ile Kraliçe Marie Antoinnette (''Ekmek yoksa pasta yesinler'' sözünü söyleyen -resimdeki- kişi) Fransız İhtilali sonrası idam edilmiştir.

   Yıllar sonra Hollandalı bir elmastıraş, -törpülemek için aldığı- taşı oğlunun çalması üzerine intihar etti. Taşın sonraki sahibi -zengin bir banker olan- Henry Hope 1830'da taşı satın alıp, ona adını verdi (Hope Diamond - Ümit Elması) . Taşın miras kaldığı Lord Francis Hope tek kuruş parası kalmadığı için onu satmak zorunda kaldı. Elması sattığı kişi banker Jacques Colot delirip intihar etti ve kötü talih elmasının sonraki iki şanssız sahibi cinayete kurban gitti.

 
   1908'de Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamit taşı 400 000 dolara satın aldı. Bir yıl sonra da tahttan indirildi. (Yerine Sultan Reşat padişah oldu.) 1911'de taşı Edward McLean satın aldı ve başlarına gelmedik şey kalmadı.

Kötü şans getiren nesneden satarak değil, onu birine ücretsiz vererek kurtulunulacağı söylenir. Amerikalı kuyumcu Harry Winston da bunu yaptı ve taşı Smithsonian Enstitüsü'ne bağışladı. Böylece taşın kötü şansı kırılmış oldu.

1 yorum:

hasan dedi ki...

vay be! çok enteresan...