16 Haziran 2010 Çarşamba

Talihsiz sen misin yoksa diğeri mi?



Evet yaklaşık bir aydan sonra yazılarıma bu fıkrayla devam ediyorum...


Gecenin bir vakti. Bir adam barda oturmuş. Önündeki içki bardağına hüzün dolu gözlerle bakıyor. O sırada içeri iri yarı, serseri kılıklı bir adam girmiş. Ve adamın önündeki içki kadehini alıp kafasına dikmiş.

Elinin tersiyle ağzını kuruladıktan sonra, ''Ne o? Neden böyle surat asıyorsun? Karadeniz'de gemilerin mi battı?'' diye sormuş. O da ; ''Sorma, dünyanın en talihsiz adamıyım. '' diye cevaplayınca karşısındaki adam heyecanlanmış ve ''Anlat bakalım kardeşim. Belki bir faydamız dokunur. '' demiş. O da başlamış anlatmaya;

'' Sabah karımla kavga ettik, beni evden kovdu. O sinirle işe geç kalınca beni işten çıkarmak için bahane arayan patronum kapıyı gösterdi.

Yolda yürürken araba çarptı. Ölmedim ama sağ ayağım çok acıyordu. Eve gideyim, belki karımla barışırız dedim ve karımı kendi yatağımızda bir erkekle beni aldatırken yakaladım. Bu kadarı da artık fazla deyip, kendimi tabancayla öldürmeye karar verdim.

Tabanca tutukluk yaptı. İple asmaya kalktım ip koptu. Doğalgazla öleyim dedim, faturayı ödemediğim için gaz kesikti.

Son çare, eczaneden fare zehri aldım, buraya gelip, içki bardağıma koydum. Tam içmeye karar verdiğim anda onu da geldin sen içtin. Dediğim kadar varmış değil mi? ''

Hiç yorum yok: