16 Haziran 2010 Çarşamba

Genç Kuşağın En Sevdiği Karikatüristler:



Bazı kesimlerce argo kullandıkları için eleştirilse de her türlü olaya mizah katmayı başaran çizerlerin sanat dallarının en önemlilerinden birisi olan bu mesleği tercih etmeleri gerçekten takdire şayan. O yüzden bu yazımda tanınmışlığı yüksek, genç çizerlere yer veriyorum.





Genç arkadaşlar Bilim Çocuk'da , pek çok kişiyse Penguen ve Uykusuz'dayken tanıdı Yiğit Özgür'ü . Genci yaşlısı karikatürlerinde birşeyler buldu ki çok sevildi. Kelime oyunlarında okurlarının gülmekten karınlarını ağrıtacak kadar başarılı. Genelde günlük hayatta sıkça kullandığımız replikleri espri haline getirdiği için dakikalarca gülerek kendimizden geçmemizi sağlıyor.





Genç kuşağın en sevdiği çizerlerden biri de Ersin Karabulut. Ve bu başarısını da Lombak, Penguen ve Uykusuz'da çizdiği ''Sandık İçi'' adlı köşesine borçlu. Bu köşede hayatını hiçbir değiştirme yapmadan (Nereden mi biliyorum? Eğer siz de tüm çizdiklerini okuduysanız anlardınız) anlatması, okurların kendi hayatlarında da benzer olayları yaşadıkları için ''aaa aynı ben'' şeklinde tepkiler vermesine neden oluyor. Bu da ister istemez çizere karşı bir saygı duymanızı sağlıyor.




Tam anlamıyla bir ''tespit adamı''. Eğer ''Ben çok yazı sevmiyorum. Karikatür dediğin az yazı-çok resim olacak. O yüzden hiç okumadım onun karikatürlerini !..'' diye düşünüp, bugüne kadar okumadıysanız şiddetle söylüyorum ki; çok büyük hata etmişsiniz.




Artık bir Umut Sarıkaya klasiği olmuş durumda... Üç dört yaşlarındki bir çocuğun(Aytek) ''küçük emrahvari'' maceralarını anlatıyor.





Köşesinde çizdiği karikatürlerde de çok başarılı. Ama şunu da kabul edelim, şimdiki ününe Fırat ve Faik isimli karakterleriyle kavuştu.


Uğur Gürsoy, bir söyleşisinde ondan bahsederken ''Dizilerdeki akıllı bilmiş çocuk karakterlerinden tiksiniyorum gerçekten. 'Annecim babacım bugün sizin evlenme yıldönümünüz' falan diyen çocuklara kıl oluyorum. Akılsız, duvarlara çarpa çarpa büyüyen çocuklar bana daha yakın, komik geliyor. İnsanlar çocukluk cümlelerini okumayı seviyorlar. İnsanın içini kazmak gibi birşey bu. Mesela 'Burası benim evimmiş' veya 'Eneee' laflarını hatırlatıyorsun onlara.'' demişti.

Gerçekten çocukluğumuzu bize hatırlatan maceraları var Fırat'ın. Doğrusunu söylemek gerekirse ben de o yaşlardayken oturma odasının kapısının arkasına saklanıyor ve oralara sevdiğim eşyaları(resim defteri, kalem vb.) koyuyordum. Annem de doğal olarak her annenin öyle bir durumda vereceği tepkiyi veriyordu. (Yani; ''Kalk oradan hasta olacaksın'' gibi ) Ne kadar ''Burası benim evim olsun'' desem de zorla çıkarılıyordum ''yeni taşındığım evim''den.

Neyse biraz fazla uzattım sözü sanırım.




Faik ''bir yetele''ye ne kadar ihtiyacı olduğunu çoğu zaman belirten, beresi, kirli kıyafetleri ve birbirine karışmış saçı sakalı ile özdeşleşmiş, evi sokaklar olan ama bu durumdan hiç de şikayeti olmayan bir adamdır. Öylesine boş işlerle ilgilenen Faik, bazı yaşadıklarıyla bizi güldürürken düşünmeye de sevk ediyor.



Penguen çizerlerinden Serkan Altuniğne, karma karikatürlerden oluşan köşesinin yanında her hafta ''Adım Adım Klavuzları''nı da çiziyor.





Karikatürlerinin çizgileri ve konuşmaları gayet doğal ve abartısız. Genelde hayvanlar, yeniçeriler, truva atı vb. konular hakkındaki çizimleri, Yiğit Özgür'ünküler gibi Facebook ve e-posta yoluyla sıklıkla paylaşılıyor.



Penguen'in arka kapağında ''Komikaze'' adlı bir köşeyi çizen karikatüristin tam on sekiz kitabı var. 1999'da kurduğu kendini böyle anlatıyor:
'' ... Sürekli sinemaya gidiyor. Hayatta hiçbir zaman işine yaramayacak olan bilgileri öğreniyor. Bunun için saatlerce ansiklopedi okuyor. Bir ayının kış uykusunda yarı yarıya kilo kaybettiğini bilmek onu sevindiriyor. Resim yapıyor. Büyük tuallerle oynarken onu ana okulunda daha yeni tanıdığım yılları hatırlıyorum. Resimleri hala o çocuk resimleri. Aynı renkler, aynı çizgiler. Mutlu, her zaman mutlu. Derdi yok değil. Herkesin derdi var. Ama o bu dertlerin bir süre sonra bitebileceğini hatırlayabiliyor. Hayatın sıkıntılarının kendisini üzmesine izin vermiyor.
Bu hayata beraber geldiğimiz için ve onunla beraber gideceğim için kendimi çok şanslı sayıyorum. Çünkü o iyi birisi. En azından bana karşı iyi. Benim kadar tanısanız siz de onu severdiniz. Ama hiçbir zaman ona benim kadar yakın olamayacaksınız. ''


Yeni Gırgır'ı her hafta almama neden olan (iyi ki de olmuş) çizer. Gırgır'ın arka sayfasında çizdikleri dışında bir de ''Lami Cimi'' adlı, yazılarını yazdığı bir köşesi var. Burada, yaptığı tespitler, günlük yaşam ve siyaset hakkındaki yorumlarına kısa ve öz cümlelerle yer veriyor. Twitter'da ilk izlediklerimden biri de o zaten. Kesinlikle yazdıklarını takip edin. Her yazdığını retweet'leyeceksiniz.




Şu an köşesini Uykusuz'da çiziyor. Kısa zamanda tanınmışlığının artmasının nedeni kısa bir zaman önce yarattığı Sami adlı karakter.





Sami öyle bir adam ki; hayatı tüm çıplaklığıyla yaşar, elinden sigara dilinden küfür eksik olmaz. Realizm (Gerçekçilik) akımının en önemli temsilcisi olduğu söylediği söylemediği her sözden belli olan Sami, Cihan Ceylan'ın hedefi tam on ikiden vurduğunun bir göstergesi.



Burada çok sevdiğim diğer karikatüristler olan Fatih Solmaz, Bahadır Baruter, Behiç Pek, Emrah Ablak, Bülent Üstün, Cengiz Üstün,Memo Tembelçizer, Yılmaz Aslantürk, Faruken Bayraktere, Alpay Erdem ve daha nicelerine de yer vermek isterdim. Ama yazıyı daha fazla uzatmamak adına gençler arasında daha tanınmış olan isimlere yer verdim. İlerideki yazılarımda diğer çizerlere de yer vermeye çalışacağım.

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Benim favorim Sami'yle Fırat.

Adsız dedi ki...

Realizmin en önemli temsilcisi Sami :) Çok iyi bir yazı olmuş

Adsız dedi ki...

faik uykusuzda çıkmıyor artık. neden ki acaba?

Guz dedi ki...

Ne cok severim :) Leman,penguen ve uykusuzlarimi hic atmam ama boyle giderse annem evden atacak beni:) tonla dergi var

Gülnihâl-Ayrı değil birleşik dedi ki...

Sanırım tüm sevdiklerim bir arada :)